Skip to main content

Posts

Showing posts with the label Tolstoy

Tolstoy Hz. Muhammed

İnsanların bilmesi gerekenler Tolstoy'un İslâm peygamberi Hz. Muhammed'in hadisleriyle ilgili risalesi (kitapçığı), uzun yıllardır Türkiye'de yayıncılar arasında bilinen, ama okuyucuya sunulamayan gizemli bir eserdi. Çünkü Tolstoy gibi dünyaca ünlü bir yazarın Hz.Muhammed'in sözlerine ilgi duyması ve bunu derleyip Rus halkıyla paylaşmak adına yayımlaması inanç ve kültür dünyası içinde alabildiğine önemliydi. Tolstoy'un Hindistanlı alim Abdullah El-Sühreverdi tarafından hazırlanan "Hazret-i Muhammed'in Hadisleri" kitabından derleyip seçtiği hadislerden oluşan kitapçığı, orijinaliyle birlikte ortaya çıkartmak ve basmak ciddi çabalar ve araştırmalar gerektirdi bizim için. Tolstoy'un yalnızca İslâm peygamberinin hadislerini derleyip kendi imzası ile basıp yayımlamasının bile ne kadar önemli olduğunu bilmemize rağmen, bu kitapçığı destekleyen unsurlarla, var olan derlemeyi bir proje haline getirmenin daha iyi olacağını düşündük.Ve Tolstoy'un Müsl...

İvan İlyiç'in Ölümü - Lev Nikolayeviç Tolstoy

Siyah çerçeve içinde şunlar yazılıydı: "Praskovya Fiyodorovna Golovina, sevgili kocası, yargıç kurulu üyesi İvan İlyiç Golovin in 4 Şubat 1882 günü yaşama gözlerini yummuş olduğunu tüm akraba ve dostlarına duyurur. Cenaze töreni Cuma günü öğleden sonra saat birde yapılacak­tır."Ivan Ilyiç, odada bulunanların meslektaşıydı. Hepsi de onu severdi. Birkaç haftadır hasta yatı­yor, hastalığının iyi olmayacağı söyleniyordu. Henüz görevinden ayrılmamakla birlikte, ölümü durumunda onun yerine Alekseyev in, Alekse­yev in yerine ise Vinnikov un ya da atabeyin ata­nacağı söylentileri dolaşmaktaydı. Bu nedenle, Ivan Ilyiç in öldüğünü öğrenir öğrenmez odada­ki bayların ilk aklına gelen, bu ölümün kendile­rinin ve tanıdıklarının makam değiştirmesi, rüt­bece yükselmesi bakımından ne gibi bir etkisinin olacağıydı.Fiyodor Vasilyeviç, "Artık ya Ştabe in ya da Vinnikov un yerini alırım. Zaten çoktandır söz veriyorlar. Daire değişikliği bir yana, yılda sekiz yüz rublelik bir ücret artışı ...

İtiraflarım - Lev Nikolayeviç Tolstoy

Ölmeye ve dirilmeye dair yüzlerce olay hatırladım. Gördüm ki ben yalnızca Tanrı’ya inandığımda yaşıyordum. Tanrı’yı düşünmem yetiyordu, o zaman hemen diriliyordum. O’nu unuttuğum, O’na inanmadığım zamanlarda ise, yaşam da yok oluyordu. Yaşamın bu diriliş ve ölümleri neydi? Tanrı’nın varlığına inancı kaybettiğimde, sanki yaşamla ilgili bağlarım da kopuyordu. Tanrı’yı bulmak konusunda az da olsa umudum olmasa, yaşamıma çoktan son verirdim. Fakat yayordum. O’nu hissettiğim ve O’nu aradığım zaman yaşıyordum. Öyleyse,O vardır. O, O’nsuz yaşanmayan şeydir.”Hıristiyanlığın; hayatın varlığı ve anlamına tatmin edici bir cevap verememesi karşısında, geleneksel Ortodoks Hıristiyanlığına olan inancını kaybeden Tolstoy, İtiraflarım'da hayatın ne olduğunu, neden ve nasıl yaşanabileceğini ve ölümü seçmenin en doğru yol olup olmadığını sorgular.

Her Şeye Rağmen Sevgi - Lev Nikolayevic Tolstoy

Bu kaşıkların sapının ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir şart koşmuş. "Öyle kaşıkların sapının ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir şart koşmuş. "Öyle kaşığın çukur kısmına yakın yerden tutmak yok." "peki" demişler ve çorbayı içmeye başlamışlar. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden, sofradaki hiç kimse, çorbayı döküp saçmadan bir türlü ağzına götüremiyormuş. En sonunda, bakmışlar bu iş olmuyor, çorbadan vazgeçmişler. Öylece, aç aç kalkmışlar sofradan. Onlar sofradan kalktıktan sonra, ermiş: "Şimdi de sevgiyi gerçekten bilip yaşayanları çağıralım sofraya" demiş. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgiyle gülümseyen insanlar oturmuş sofraya. Ermiş: "Buyrun bakalım" deyince de, her biri uzun saplı kaşığını çorbaya daldırıp karşısındaki kardeşine uzatıp içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş olarak, şükür içinde sofradan kalkmışlar. "İşte" demiş ermiş. "Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini ...

Harb ve Sulh 1. Cilt - Lev Nikolayeviç Tolstoy

İmparatoriçe Mariya Feodorovna'nın dam donörü ve yakını meşhur Anna Pavlovna Serer 1805 yılı temmuzunda suvaresine ilk gelen mevkii de, rütbesi de yüksek Prens Vasili'yi bu sözlerle karşılıyordu. Anna Pavlovna birkaç gündür öksürüyordu.

Hacı Murat - Lev Nikolayeviç Tolstoy

Lev Tolstoy 1851’de Rus ordusuna yazıldı ve Çeçenlerle savaşmak için Kafkasya’ya gönderildi. Bu savaş sırasında, büyük Avar komutanı Hacı Murat Çeçen lider Şamil’le anlaşmazlığa düşmüş, güvenliği için de Rusların tarafına geçmişti. Aylar sonra, ailesini Şamil’in hapishanelerinden kurtarmaya çalışırken, Hacı Murat ihanet ettikleri tarafından takip edilmiş ve hayatının en kahramanca mücadelesini verdikten sonra,öldürülmüştü. Hacı Murat’ın ölümüne kadarki pek çok olaya şahit olan Tolstoy, uzun yıllar sonra asalet, gurur ve dehşetle dolu bu hikâyeyi kaleme aldı. 1912’de, Tolstoy’un ölümünden bir sene sonra basılan bu son romanı, hem savaş ve siyasetin doğası, hem de iki farklı kültür ve dünya arasına sıkışıp kalmak hakkında bize derin bir bilgi veriyor.

Bir Gencin Dramı - Lev Nikolayevic Tolstoy

Yazı yazmak için okyanus sahillerine giden bir yazar, sabaha karşı danseder gibi hareketler yapan birini görür. Biraz yaklaşınca bir gencin, sahile vuran deniz yılldızlarını birer birer alıp, okyanusa fırlattığını farkeder. Genç adama yaklaşır ve sorar.- Neden bu deniz yıldızlarını okyanusa atıyorsun? Genç adam şöyle cevap verir: - Birazdan güneş yükselip sular çekilecek.Onları suya atmazsam ölecekler Bunun üzerine yazar: - Kilometrelerce sahil, binlerce deniz yıldızı var. Bunların hepsini nasıl kurtaracaksın? Ne farkeder ki der. Genç adam eğilip yerden bir deniz yıldızı daha alır, okyanusa fırlatır. - Onun için farketti ama...

Efendi ile Uşağı - Lev Nikolayeviç Tolstoy

Nikita yakın bir köyden, yaşamını daha çok şunun bunun yanında uşaklık yaparak geçirdiği için evsiz-barksız sayılan, elli yaşlarında bir köylüydü. Çalışkanlığı, işe yatkınlığı, güçlü kuvvetli oluşu, en çok da uysallığı yüzünden aranan bir işçiydi. Gelgelelim, yılda birkaç kez zil zurna kafayı çekerek nesi var, nesi yok sattığı için hiçbir yerde dikiş tutturamamıştı. Daha da kötüsü, azgın, çekilmez bir adam olurdu içtiği zamanlar. Vasili Andreyiç, onu evinden birkaç kez kovduğu halde, dürüstlüğü, evdeki hayvanlara özenle bakması, en çok da az ücretle çalışmasından ötürü yeniden yanına almıştı. Nikita ya yılda, böyle bir ırgatın gerçek değeri olan seksen ruble değil, ancak yarısını öderdi. onu da hesap-kitap tutmadan, bölük pörçük, daha çok dükkanından pahalı pahalı mal vererek...Oysa Nikita, Marfa adında, becerikli bir kadınla evliydi. Güzelliğini geçmiş yıllarda bırakan Marfa, delikanlı yaşında bir oğlu ve iki küçük kızıyla evini çekip çeviriyordu. Kocasını eve almayışına gelince......

Gençlik Yılları 1 - Lev Nikolayeviç Tolstoy

Tolstoy bu eserde çocukluk yılları ile gençlik yılları Rusyası´nı, Rus soylularının yaşamını o günkü bakış açısıyla en güzel ve canlı bir biçimde gözler önüne sermektedir.Çocukluk, Ergenlik ve Gençlik üçlüsü Tolstoy´un 23 yaşında (1852-1856) yazdığı ilk yapıtıdır. Tolstoy bu eserde çocukluk yılları ile gençlik yılları Rusya´sını, Rus soyulalırının yaşamını o günkü bakış açısıyla en güzel ve canlı bir biçimde gözler önüne sermektedir.

Diriliş - Lev Nikolayeviç Tolstoy

“Maslova mahkemeye!” diye bağırıp kapıyı yeniden kapattı. Kadın, ayakta dimdik durarak kıpırdamadan bekledi.Rüzgarın tarlalardan şehre getirdiği o harika koku, cezaevinin avlusunda bile duyulmaktaydı. Koridorlarda ise, ağır; dışkı, nem, çürümüşlük kokan pis bir hava vardı. Bu, kimsenin boğulmadan soluyamayacağı bir havaydı. Dışarıdan gelen kadın gardiyan, bu bozuk havaya alışmış olmakla beraber, o da aynı rahatsızlığı hissetti. Avludan gelip koridora girer girmez,midesinin bulandığını hissetti. İçinden uyumak geliyordu.Kapının ardında bir telaştı başladı. Koğuştan kadın sesleri ve çıplak ayakların koşuştuğu  duyuldu. Yaşlı gardiyan kapıyı yeniden aralayarak:“Hadi bakalım, acele et Maslova!” diye bağırdı.

Çocukluk - Lev Nikolayeviç Tolstoy

O'nun, hala klasikler arasında duran eserlerine baktığımızda, sürekli aynı karekteristik özellikleri taşıdığını görüyoruz; yani, kendi sosyal gerçeğinden dünya ölçeğine çıkan bir üslup ve konu bütünlüğü..."Çocukluk"da, böylesi bir eser. Geriye dönüşlerle başlayan otobiyografik kitap, yazıldığı dönemin trajik toplum hayatına, anne-baba sevgisine, eğitim sistemine, aşklarına dair duyuşları ele alıyor.İroniyle dramın, sevgiyle kaosun ortasında yaşayan genç birinin gözüyle ve özel bir anlatımla sunulan "Çocukluk", Tolstoy kitapları arasında ayrıcalıklı bir yere sahip. Eseri okuyanlar, yalın ve yapmacıksız bir çocukluğun gizemli dehlizlerine de yolculuk yapma imkanı bulacaklar...

Anna Karenina 2. Cilt - Lev Nikolayevic Tolstoy

Kitty de bütün gece uyumamıştı. Bütün gece onun gelmesini beklemişti.Babası ve annesi onun isteğini kabul etmişler ve mutlu olduğunu görerek sevinmişlerdi. Levine bu haberi ilk önce kendisi vermek istiyordu. Utanmış ve ne yaptığını bilmez hale gelmişti. Levine in içeri girdiğini ve Matmazelin gitmesini beklemiş, kadın dışarı çıkınca388 odaya girmişti. Sonra ne yaptığının farkına varmadan ona koşmuştu.Levine i elinden tutarak, "Gidip annemi görelim" dedi. Levine hiçbir şey söylememişti. Kelimelerin duyduklarını anlatamayacağından değil, ağlayacağından korkuyordu. Kitty nin ellerini tutup öpmüştü."Doğru olabilir mi?" dedi sonunda. "Sizin, beni sevdiğinize inanamıyorum.""Evet" dedi Kitty. "Öyle mutluyum ki."Kîtty, Levine in elini bırakmadan onu oturma odasına götürdü. Prenses onları görünce hızla nefes almaya, sonra ansızın ağlamaya ve ansızın gülmeye başladı. Levine in hiç tahmin etmediği sağlam bir yürüyüşle onun yanına gelip, başın...

Anna Karenina 1. Cilt - Lev Nikolayeviç Tolstoy

Arına KareninaUfak ev işlerinden başka şeye aldırmaz gibi görünen Dolly, mektup elinde oturmuş, umutsuz, kızgın, yılgın bakışlarını kocasının üzerine çevirmişti. Elindeki mektubu uzatarak, "Bu ne demek?" diye sordu.Aslında, bu olaydan çok, karısına yanıt verirken takındığı tavır üzüyordu Stephane Arcadievitch i. Kötü bir duruma birden düşmüş insanlar gibi, o da bu duruma uygun bir çehre takınamaıştı. İnkar etmesi, alınması, kendisini haklı çıkarmaya kalkması, af dilemesi doğru olacakken elinde olmadan (Fizyolojiye meraklı olan Arcadievitch, buna bir refleks, diyordu), gülümser gibi olmuştu. Bu alışılmış, saf gülüş akılsızlığın ta kendisiydi.İşte bu akılsızca gülüşünü bir türlü bağışlayamıyordu kendine. Dolly bu gülüşü görünce, canı yanmış gibi titremiş, sonra her zaman yaptığı gibi eşine birçok acı söz söyleyerek, odasına çekilmişti. Bu olaydan sonra eşini görmek istemiyordu. "Suç akılsızca sırıtışımda" diye düşünüyordu Stehpane Arcadievitch. Sonra, "Peki ...