Çoğunlukla, bir öykünün fikrini nereden aldığımı, öyküyü hangi olaylar bileşiminin (daha çok sıradan) başlattığını bilirim. Mesela, O'nun (İt) oluşumu,bir köprüden geçişim sırasında, botlarımın topuk seslerini dinleyerek "Üç Huysuz Keçi"yi düşünmem sayesinde gerçekleşmiştir. Kujo olayında ise huysuz bir Saint Bernard bana esin kaynağı olmuştur. "Hayvan Mezarlığı" ise kızımın çok sevdiği kedisinin (Smucky) evimizin yakınındaki anayolda, bir arabanın altındakalmasından doğmuştur.Ancak bazen, belirli bir roman veya öyküye nasıl ulaştığımı kesinlikle haturlayamam. Bu durumlarda öykünün tohumu, bir fikirden çok bir görüntüdür;çevredeki köpekleri çağıran ultrasonik ıslıklar gibi, karakterleri ve olayları çağıracak kadar güçlü bir zihinsel fotoğrafa benzer. Bunlar, en azından benim için, gerçek yaratıcı gizemlerdir: Gerçeğe dayanmayan, var olmayan, kendi kendine ortaya çıkan öyküler. Yeşil Yol,hücresinde durup eski bir madeni el arabasında şeker ve sigara satan tutuk...
Sayfalar bir kitabın üzerine tıkladığınızda sağ tarafta yer alacaktır.