Çoğunlukla, bir öykünün fikrini nereden aldığımı, öyküyü hangi olaylar bileşiminin (daha çok sıradan) başlattığını bilirim. Mesela, O'nun (İt) oluşumu,bir köprüden geçişim sırasında, botlarımın topuk seslerini dinleyerek "Üç Huysuz Keçi"yi düşünmem sayesinde gerçekleşmiştir. Kujo olayında ise huysuz bir Saint Bernard bana esin kaynağı olmuştur. "Hayvan Mezarlığı" ise kızımın çok sevdiği kedisinin (Smucky) evimizin yakınındaki anayolda, bir arabanın altındakalmasından doğmuştur.Ancak bazen, belirli bir roman veya öyküye nasıl ulaştığımı kesinlikle haturlayamam. Bu durumlarda öykünün tohumu, bir fikirden çok bir görüntüdür;çevredeki köpekleri çağıran ultrasonik ıslıklar gibi, karakterleri ve olayları çağıracak kadar güçlü bir zihinsel fotoğrafa benzer. Bunlar, en azından benim için, gerçek yaratıcı gizemlerdir: Gerçeğe dayanmayan, var olmayan, kendi kendine ortaya çıkan öyküler. Yeşil Yol,hücresinde durup eski bir madeni el arabasında şeker ve sigara satan tutuklunun yaklaşmasını izleyen çok iri, siyah bir adamın görüntüsüyle başladı. Yüzyılın Fırtınası da bir hapishane görüntüsü ile açıldı. Hücresindeki ranzada ayaklarını toplamış, kollan dizlerinin üstünde,gözlerini kırpmadan oturan bir adam. Bu, Cohn Coffey gibi nazik ve iyi bir adam değildi; çok kötüydü.Belki de bir insan bile değildi.Her aklıma geldiğinde, araba kullanırken, göz doktorunun ofisinde göz bebeklerimin büyütülmesini beklerken, en kötüsü de gece yatağımda uyanık yatarken biraz daha ürkütücü oluyordu. Hâlâ orada, ranzasında, kımıldamadan, ama biraz daha ürkütücü. Daha az insana ve daha fazla... işte, altında her ne varsa ona benzeyerek.Öykü gitgide adamdan veya her neyse ondan süzülmeye başladı. Adam bir ranzada oturuyordu. Ranza bir hücredeydi. Hücre benim bazen 'Dolores Claiborne'un Adası' diye düşündüğüm Little Tali Adası'ndaki bir büyük marketin arka tarafındaydı.Neden bir marketin arka tarafında? Çünkü Little Tall'daki kadar küçük toplumu olan bir yerin karakola değil, gürültücü bir sarhoşla, ya da karısına yumruklarla girişen bir balıkçı gibi pisliklerle uğraşmak için yarım günlük bir polis memuruna gereksinimi vardı. Bu memur kim olabilirdi? Mike Anderson pek tabii ki, Anderson Marketi'nin sahibi ve işletmecisi. Oldukça iyi bir adam, sarhoşlarla ve körü huylu balıkçılarla başa çıkar... ama ya gerçekten kötü bir şey çıkarsa ortaya? Mesela Exorcist'te Regan'ı ele geçiren şeytan kadar kötü,habis bir şey? Mike Anderson'un hemen orada, kaynak yapılmış hücresinde dışarıya bakarak oturup bekleyen bir şey?...
Öğrencilik yıllarımdan beri, içimde çok büyük kaynakların olduğuna inanıyordum. Ancak, geçen uzun yıllar boyunca bu kaynaklara ulasmanın yollarını bulamamıstım.Hafıza eğitimi ile tanıstığımda, aradığım kaynaklara giden aracı bulduğumu hissettim. Hafıza eğitiminde sağlamıs olduğum hızlı ilerleme, kendime olan özgüvenimi inanılmaz derecede artırdı. Her geçen gün, içimdeki büyük kaynaklara ulastığımı hissediyor ve çalısmalarımı daha da hızlandırıyordum. Bu çalısmalar sonucunda edindiğim bilgileri insanlara seminerler yoluyla aktarmaya basladım. Đstanbul'da ve Anadolu'nun birçok kentinde verdiğim sayısız seminerler sonunda hafıza eğitimi ile ilgili bir CD çıkarmaya karar verdim. Bu CD ülke çapında büyük bir ilgi gördü.Bir hafıza seminerim sırasında tanıstığım Ahmed Cemil Bey veiki oğlu Abdullah ve Muhammed'in hafıza eğitimi ile ilgiliçoközel çalısmalar yapmaları ve bu ise gönül vermeleri beni çok etkiledi. Abdullah ve Muhammed'le ülke çapında yapmıs olduğumuz basarılı ça...

