Skip to main content

Posts

Showing posts with the label lev nikolayevic tolstoy

Yeniyetmelik - Lev Nikolayeviç Tolstoy

Bizden birkaç gün sonra Moskova'ya gelecek olan babam, kapıda başı açık duruyor, kupanın pencerelerine ve yaylıya doğru istavroz çıkarıyordu:"İsa sizi korusun... Haydi sür..." Yakof ve arabacılar (kendi hayvanlarımızla gidiyorduk) şapkaları ellerinde haç çıkardılar: "Haydi uğurlar olsun... Deh deh..." Kupa yaylı bozuk yolda hoplamaya başlıyor ve büyük geçidin iki yanındaki kayın ağaçları, birbiri ardınca yanımızdan koşuyorlar. Hiç üzgün değilim; düşüncelerim geride bıraktıklarıma değil, ilerde göreceklerime çevrilmişti. Bugüne kadar, benliğimi dolduran acı anılarla ilgisi olan eşyalardan uzaklaştıkça, bu anılar gücünü yitiriyor ve çok geçmeden yerini güç, gençlik ve umut dolu yaşama duygusu alıyordu. Ömrümde, yolculuğumuzun bu dört günü kadar hoş ve iyi geçen günlerim pek azdı. Eğlenceli demiyorum, çünkü bu anda eğlenmek içimden gelmezdi, annem yeni ölmüştü. Gözümde; ne önünden titremeden geçemediğim annemin kilitli odasının kapısı, bir tür korkuyla baktı...

İvan İlyiç'in Ölümü - Lev Nikolayeviç Tolstoy

Siyah çerçeve içinde şunlar yazılıydı: "Praskovya Fiyodorovna Golovina, sevgili kocası, yargıç kurulu üyesi İvan İlyiç Golovin in 4 Şubat 1882 günü yaşama gözlerini yummuş olduğunu tüm akraba ve dostlarına duyurur. Cenaze töreni Cuma günü öğleden sonra saat birde yapılacak­tır."Ivan Ilyiç, odada bulunanların meslektaşıydı. Hepsi de onu severdi. Birkaç haftadır hasta yatı­yor, hastalığının iyi olmayacağı söyleniyordu. Henüz görevinden ayrılmamakla birlikte, ölümü durumunda onun yerine Alekseyev in, Alekse­yev in yerine ise Vinnikov un ya da atabeyin ata­nacağı söylentileri dolaşmaktaydı. Bu nedenle, Ivan Ilyiç in öldüğünü öğrenir öğrenmez odada­ki bayların ilk aklına gelen, bu ölümün kendile­rinin ve tanıdıklarının makam değiştirmesi, rüt­bece yükselmesi bakımından ne gibi bir etkisinin olacağıydı.Fiyodor Vasilyeviç, "Artık ya Ştabe in ya da Vinnikov un yerini alırım. Zaten çoktandır söz veriyorlar. Daire değişikliği bir yana, yılda sekiz yüz rublelik bir ücret artışı ...

Sevgi Neredeyse Tanrı Oradadır - Lev Nikolayeviç Tolstoy

Tolstoy'un ömrünün son 25 yılında yazdığı Sevgi Neredeyse Tanrı Oradadır, Polikuşka, Üç Ölüm, Asuri Hükümdarı Asarhadon, İlyas, Küçükler Büyüklerden Akıllı Çıktı, Tavuk Yumurtası Büyüklüğündeki Tohum adlı öykülerden oluşmaktadır.'Sanat zenginlerin, aydınların elinde bir imtiyaz olmaktan kurtulmalı, insanların birbiriyle kaynaşmasına, iyilik, hakikat, aşk yolunda yürümelerine yardım etmelidir.' anlayışıyla yazılmış bu öyküler, Toloy'un köte iyilikle karşı koymayı ve ruhun kurtuluşunu her şeyden üstün tutmayı ileri süren felsefesinin ürünüdür.

İnsan Ne İle Yaşar? - Lev Nikolayeviç Tolstoy

Bir ümitle, köydeki alacaklarını toplamak için gitti. Ancak, yirmi köpekten fazla toplayamadı. Canı çok sıkıldığı için onunla da içki İçti. Söylene söylene evine dönerken, kilisenin yanında çırılçıplak, heykel gibi duran bir adam gördü. Önce, hızlı bir şekilde oradan uzaklaştıysa da, sonra insanlığından utanarak, geri döndü. Bu genç bir adamdı. Hemen, üstünden ceketini çıkar­dı ve adamın sırtına geçirdi. Kuşağını da beline bağladı. Yetmedi, ayağındaki çizmeleri de çıkarıp adama giydirdi. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, kalacak yeri yok diye, alıp evine getirdi. Bu arada adamın isminin Mikail olduğunu öğrendi. O esnada, Simon’un karısı Matroyna, bir pişirimlik ununu bugün mü yarın mı ekmek yapmanın düşüncesi içindeydi. Bir anda ayak sesleri duydu. Kapıda kocası ve tanımadığı birisi vardı. Kocası ve adam içeri girip oturdular. Sonra da, Simon Matroyna’dan kendilerine yemek getirmesini istedi. Matroyna da “Sızın gibi sarhoşlara verecek yemeğim yok” dediyse de, adamın bu sessiz ve gari...

İtiraflarım - Lev Nikolayeviç Tolstoy

Ölmeye ve dirilmeye dair yüzlerce olay hatırladım. Gördüm ki ben yalnızca Tanrı’ya inandığımda yaşıyordum. Tanrı’yı düşünmem yetiyordu, o zaman hemen diriliyordum. O’nu unuttuğum, O’na inanmadığım zamanlarda ise, yaşam da yok oluyordu. Yaşamın bu diriliş ve ölümleri neydi? Tanrı’nın varlığına inancı kaybettiğimde, sanki yaşamla ilgili bağlarım da kopuyordu. Tanrı’yı bulmak konusunda az da olsa umudum olmasa, yaşamıma çoktan son verirdim. Fakat yayordum. O’nu hissettiğim ve O’nu aradığım zaman yaşıyordum. Öyleyse,O vardır. O, O’nsuz yaşanmayan şeydir.”Hıristiyanlığın; hayatın varlığı ve anlamına tatmin edici bir cevap verememesi karşısında, geleneksel Ortodoks Hıristiyanlığına olan inancını kaybeden Tolstoy, İtiraflarım'da hayatın ne olduğunu, neden ve nasıl yaşanabileceğini ve ölümü seçmenin en doğru yol olup olmadığını sorgular.

Her Şeye Rağmen Sevgi - Lev Nikolayevic Tolstoy

Bu kaşıkların sapının ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir şart koşmuş. "Öyle kaşıkların sapının ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir şart koşmuş. "Öyle kaşığın çukur kısmına yakın yerden tutmak yok." "peki" demişler ve çorbayı içmeye başlamışlar. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden, sofradaki hiç kimse, çorbayı döküp saçmadan bir türlü ağzına götüremiyormuş. En sonunda, bakmışlar bu iş olmuyor, çorbadan vazgeçmişler. Öylece, aç aç kalkmışlar sofradan. Onlar sofradan kalktıktan sonra, ermiş: "Şimdi de sevgiyi gerçekten bilip yaşayanları çağıralım sofraya" demiş. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgiyle gülümseyen insanlar oturmuş sofraya. Ermiş: "Buyrun bakalım" deyince de, her biri uzun saplı kaşığını çorbaya daldırıp karşısındaki kardeşine uzatıp içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş olarak, şükür içinde sofradan kalkmışlar. "İşte" demiş ermiş. "Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini ...

Harb ve Sulh 1. Cilt - Lev Nikolayeviç Tolstoy

İmparatoriçe Mariya Feodorovna'nın dam donörü ve yakını meşhur Anna Pavlovna Serer 1805 yılı temmuzunda suvaresine ilk gelen mevkii de, rütbesi de yüksek Prens Vasili'yi bu sözlerle karşılıyordu. Anna Pavlovna birkaç gündür öksürüyordu.

Hacı Murat - Lev Nikolayeviç Tolstoy

Lev Tolstoy 1851’de Rus ordusuna yazıldı ve Çeçenlerle savaşmak için Kafkasya’ya gönderildi. Bu savaş sırasında, büyük Avar komutanı Hacı Murat Çeçen lider Şamil’le anlaşmazlığa düşmüş, güvenliği için de Rusların tarafına geçmişti. Aylar sonra, ailesini Şamil’in hapishanelerinden kurtarmaya çalışırken, Hacı Murat ihanet ettikleri tarafından takip edilmiş ve hayatının en kahramanca mücadelesini verdikten sonra,öldürülmüştü. Hacı Murat’ın ölümüne kadarki pek çok olaya şahit olan Tolstoy, uzun yıllar sonra asalet, gurur ve dehşetle dolu bu hikâyeyi kaleme aldı. 1912’de, Tolstoy’un ölümünden bir sene sonra basılan bu son romanı, hem savaş ve siyasetin doğası, hem de iki farklı kültür ve dünya arasına sıkışıp kalmak hakkında bize derin bir bilgi veriyor.

Bir Gencin Dramı - Lev Nikolayevic Tolstoy

Yazı yazmak için okyanus sahillerine giden bir yazar, sabaha karşı danseder gibi hareketler yapan birini görür. Biraz yaklaşınca bir gencin, sahile vuran deniz yılldızlarını birer birer alıp, okyanusa fırlattığını farkeder. Genç adama yaklaşır ve sorar.- Neden bu deniz yıldızlarını okyanusa atıyorsun? Genç adam şöyle cevap verir: - Birazdan güneş yükselip sular çekilecek.Onları suya atmazsam ölecekler Bunun üzerine yazar: - Kilometrelerce sahil, binlerce deniz yıldızı var. Bunların hepsini nasıl kurtaracaksın? Ne farkeder ki der. Genç adam eğilip yerden bir deniz yıldızı daha alır, okyanusa fırlatır. - Onun için farketti ama...

Efendi ile Uşağı - Lev Nikolayeviç Tolstoy

Nikita yakın bir köyden, yaşamını daha çok şunun bunun yanında uşaklık yaparak geçirdiği için evsiz-barksız sayılan, elli yaşlarında bir köylüydü. Çalışkanlığı, işe yatkınlığı, güçlü kuvvetli oluşu, en çok da uysallığı yüzünden aranan bir işçiydi. Gelgelelim, yılda birkaç kez zil zurna kafayı çekerek nesi var, nesi yok sattığı için hiçbir yerde dikiş tutturamamıştı. Daha da kötüsü, azgın, çekilmez bir adam olurdu içtiği zamanlar. Vasili Andreyiç, onu evinden birkaç kez kovduğu halde, dürüstlüğü, evdeki hayvanlara özenle bakması, en çok da az ücretle çalışmasından ötürü yeniden yanına almıştı. Nikita ya yılda, böyle bir ırgatın gerçek değeri olan seksen ruble değil, ancak yarısını öderdi. onu da hesap-kitap tutmadan, bölük pörçük, daha çok dükkanından pahalı pahalı mal vererek...Oysa Nikita, Marfa adında, becerikli bir kadınla evliydi. Güzelliğini geçmiş yıllarda bırakan Marfa, delikanlı yaşında bir oğlu ve iki küçük kızıyla evini çekip çeviriyordu. Kocasını eve almayışına gelince......

Gençlik Yılları 2 - Lev Nikolayeviç Tolstoy

Tolstoy bu eserde çocukluk yılları ile gençlik yılları Rusyası'nı, Rus soylularının yaşamını o günkü bakış açısıyla en güzel ve canlı bir biçimde gözler önüne sermektedir.Çocukluk, Ergenlik ve Gençlik üçlüsü Tolstoy'un 23 yaşında (1852-1856) yazdığı ilk yapıtıdır.Tolstoy bu eserde çocukluk yılları ile gençlik yılları Rusya'sını, Rus soyulalırının yaşamını o günkü bakış açısıyla en güzel ve canlı bir biçimde gözler önüne sermektedir.

Gençlik Yılları 1 - Lev Nikolayeviç Tolstoy

Tolstoy bu eserde çocukluk yılları ile gençlik yılları Rusyası´nı, Rus soylularının yaşamını o günkü bakış açısıyla en güzel ve canlı bir biçimde gözler önüne sermektedir.Çocukluk, Ergenlik ve Gençlik üçlüsü Tolstoy´un 23 yaşında (1852-1856) yazdığı ilk yapıtıdır. Tolstoy bu eserde çocukluk yılları ile gençlik yılları Rusya´sını, Rus soyulalırının yaşamını o günkü bakış açısıyla en güzel ve canlı bir biçimde gözler önüne sermektedir.

Diriliş - Lev Nikolayeviç Tolstoy

“Maslova mahkemeye!” diye bağırıp kapıyı yeniden kapattı. Kadın, ayakta dimdik durarak kıpırdamadan bekledi.Rüzgarın tarlalardan şehre getirdiği o harika koku, cezaevinin avlusunda bile duyulmaktaydı. Koridorlarda ise, ağır; dışkı, nem, çürümüşlük kokan pis bir hava vardı. Bu, kimsenin boğulmadan soluyamayacağı bir havaydı. Dışarıdan gelen kadın gardiyan, bu bozuk havaya alışmış olmakla beraber, o da aynı rahatsızlığı hissetti. Avludan gelip koridora girer girmez,midesinin bulandığını hissetti. İçinden uyumak geliyordu.Kapının ardında bir telaştı başladı. Koğuştan kadın sesleri ve çıplak ayakların koşuştuğu  duyuldu. Yaşlı gardiyan kapıyı yeniden aralayarak:“Hadi bakalım, acele et Maslova!” diye bağırdı.