Skip to main content

Posts

Showing posts with the label gerilim korku

Mefisto Kulübü - Tess Gerritsen

Şeytan’ın varlığı bir gerçek. Şeytan caddelerde aramızda yürüyor. Ve Şeytan, sinsice aramıza karışıp şekilden şekile giriyor...Beacon Hill’de bir grup insan Şeytan’ı her yönüyle analiz etmeyi amaçlıyordu. Şeytan, bilimsel olarak açıklanabilir miydi? Fiziksel bir görünüşü var mıydı? İblisler yeryüzünde geziniyorlar mıydı? Tarihin karanlıkta kalan yönlerinin, açıklanamayan olay ve sembollerinin mistik cazibesine kapılan Mefisto Kulubü üyeleri şu teoriyi kanıtlamaya çalışıyordu: Şeytan aslında içimizde...Eşiklerine bırakılan dehşet verici ceset, birilerinin ya da “bir şey”in şehirde kendine kurban aramak için kol gezdiğinin açık bir işaretiydi. Kulüp üyelerinin kanıtlamaya uğraştıkları teori, artık onlar için büyük bir tehlike ve korku kaynağıydı. Bu acımasız katil aralarından biri olabilir miydi? Ya da istemeden Şeytan’ın gizlendiği karanlıktan çıkmasına mı yol açmışlardı. Bu kafa karıştırıcı ve sıradışı olayları derinlemesine araştıran Maura ve Jane kötülüğün kalbine doğru dönüşü olma...

Stephen king mahşer

Mahşer, macera, aşk, kehanet, alegori, fantezi ve realizm öğeleriyle harmanlanmış harika bir roman.” The New York Times Book Review Biyolojik denemeler yapılan bir kuruluştan kaçan biri, kısa süre sonra domino etkisiyle insanların yüzde doksan dokuzunu yok edecek mutasyona uğramış ölümcül bir grip mikrobunu yaymaya başlar. Hayatta kalmayı başaran korku ve şaşkınlık içindeki bir avuç insan kendilerini kurtaracak bir lider arayışı içine girer. Ve iki aday ortaya çıkar... Colorado’da bir halkevi kurmakta ısrar eden 108 yaşındaki hayırsever rahibe Abagail ve kötülükten başka bir şey düşünmeyen, kargaşadan mutlu olan şiddet yanlısı “kötü adam” Randall Flagg...

V. C. Andrews Dollanganger Çatı

Doğrusunu isterseniz, 1950'lerde küçük bir çocukken, yaşamın upuzun ve mükemmel bir yaz günü gibi sürüp gideceğine inanırdım. Çünkü öyle başlamıştı. Çocukluğum konusunda, o dönemi mutlu geçirdiğimden dolayı şükran borçlu olduğumu söylemekten başka anlatacak pek bir şey bulamıyorum. Ne zengindik, ne de yoksul. Karşılanamayan bazı ihtiyaçlarımız olmuşsa bile bunları farketmiyordum. Buna karşılık lüksümüzün de farkında değildim. Orta halli insanların bulunduğu mahallemizde hemen herkes aynı şeylere sahip olduğundan karşılaştırma olanağım yoktu. Başka bir deyişle, her yerde görülen, sıradan çocuklardık. Babamız Pennsylvania'nın 12.602 nüfuslu Glodstone kentinde bilgisayar üreten büyük bir firmanın halkla ilişkiler görevlisiydi. Anlaşılan babamız işinde çok başarılıydı, çünkü patronu sık sık bize yemeğe gelip onunla övündüğünü söylerdi. «Senin temiz yüzlü görünüşün, herkesi kıskandıran yakışıklılığın ve çekici davranışların onları etkiliyor. Söyle bana Chris, kim senin gibi bir...

Tami Hoag Günah Kadar Suçlu

Herşeyden önce, hukuk asistanı, kardeş yazar, ve dost Nancy Koester'a mahkeme sisteminde bana rehberlik ettiği için yürekten teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Uzmanlığını paylaşırken ve sonsuz sorularımı yanıtlarken gösterdiğin cömertliği her zaman şükranla hatırlayacağım. Ayrıca, beni dünyalarına soktukları ve sorularımı sabırla yanıtladıkları için avukat Charles Lee'e, asistan avukat Steve Betcher'e, hakim Robert King'e, ve Goodhue Bölge Savcılık Bürosu'ndaki herkese teşekkür ederim.Tanrı şahidimdir ki Park Bölgesi mahkemesindeki bütün insanlar benim hayal dünyamın ürünleridir ancak bu konuda siz de istediğiniz biçimde hayat kurmakta serbestsiniz. Diva'lara,kriz ve delilik dönemlerinde verdikleri destek için Adaletin tek, kötülüğün pek çok yüzü vardır. Moses Ben Jacob Meir Ibn Ezra GÜNAH KADAR SUÇLU GİRİŞ"Ölme zamanı, bugün doğumgünün, orospu." . Otuz altı yaş. Ellen'in korkuyla beklediği gün. Otuz altı birden çok genç görünmeye başlamıştı. Hı...

Suzanne Collins Ateşi Yakalamak

Açlık Oyunları Serisi, insanı meraktan çatlatan, gerilim dolu, müthiş akıcı ve inanılmaz sarsıcı… Elimden bir türlü bırakamadım. Bağımlısı oldum!” -Stephen King Sabırsızlıkla çıkmasını beklediğim fenomen kitap Açlık Oyunları’nın devamı olan Ateşi Yakalamak kitabını erkenden okuma fırsatı buldum.. Benim yüksek beklentilerimi haklı çıkartmakla kalmamakla birlikte bunun çok üstüne çıktı. Bu kitap Açlık Oyunları kadar heyecanlı fakat daha bir yürek burkucu çünkü zaten karakterleri tanıyorsunuz, zaten onlarla birlikte zorluklara göğüs germiştiniz. Suzanne hikayenin gerçekleştiği yerleri ummadığımyerlere taşımış ve o bu çok zor yerleri seçmekten hiç çekinmemiş.Olağanüstü. Bu kitabı okurken uykunuzu erteleyeceksiniz. Çıktığı andan itibaren listeleri altüst edecek. Tavsiyem o sabah için hazırlanın ve takviminizi ona göre ayarlayın.

Stephen King Yüzyılın Fırtınası

Çoğunlukla, bir öykünün fikrini nereden aldığımı, öyküyü hangi olaylar bileşiminin (daha çok sıradan) başlattığını bilirim. Mesela, O'nun (İt) oluşumu,bir köprüden geçişim sırasında, botlarımın topuk seslerini dinleyerek "Üç Huysuz Keçi"yi düşünmem sayesinde gerçekleşmiştir. Kujo olayında ise huysuz bir Saint Bernard bana esin kaynağı olmuştur. "Hayvan Mezarlığı" ise kızımın çok sevdiği kedisinin (Smucky) evimizin yakınındaki anayolda, bir arabanın altındakalmasından doğmuştur.Ancak bazen, belirli bir roman veya öyküye nasıl ulaştığımı kesinlikle haturlayamam. Bu durumlarda öykünün tohumu, bir fikirden çok bir görüntüdür;çevredeki köpekleri çağıran ultrasonik ıslıklar gibi, karakterleri ve olayları çağıracak kadar güçlü bir zihinsel fotoğrafa benzer. Bunlar, en azından benim için, gerçek yaratıcı gizemlerdir: Gerçeğe dayanmayan, var olmayan, kendi kendine ortaya çıkan öyküler. Yeşil Yol,hücresinde durup eski bir madeni el arabasında şeker ve sigara satan tutuk...

Stephen King Tom Gordon'a Aşık Olan Kız

Oyun Öncesi DÜNYANIN dişleri vardı ve canı ne zaman isterse ısı-rabilirdi seni. Trisha McFarland, bunu dokuz yaşındayken keşfetti. Haziran başlarında, bir sabah saat onda, annesinin Dodge karavanında oturmuş,üstüne Red Sox topa vuruş antrenman kazağını giymiş (sırtında 36 GORDON yazılı olan), bebeği Mona ile oynuyordu. Saat on buçukta ormanda kaybolmuştu. On birde artık korkmamaya, "Bu tehlikeli, bu çok tehlikeli" diye düşünmemeye çalışıyordu, insanların ormanda kayboldukları zaman bazen çok ciddi şekilde yaralandıklarını düşünmemeye çalışıyordu. Bazen ölürlerdi."Bütün bunlar çişim geldiği için," diye düşündü... aslında o kadar da çok sıkışmamıştı, bir ağacın arkasına giderken annesi ve Pete'den yolun başında bir dakika beklemelerini isteyebilirdi. Yine kavga ediyorlardı,aman ne sürprizdi; işte bu yüzden bir şey söylemeden biraz geride kalmıştı. Sonra yoldan ayrılmış ve yüksek bir çalı kümesinin arkasına geçmişti. Onlann tartışmalarını dinlemekten, şen şakrak ...

Tılsım -Peter Straub Stephen King

15 Eylül 1981 günü, Jack Sawyer adında bir çocuk, ellerini blucininin ceplerine sokmuş, kararla suyun birleştiği noktada duruyor, sakin Atlas Okyanusunabakıyordu. Oniki yaşındaydı ama boyu yaşına göre uzundu. Denizden esen bir rüzgâr, fazlaca uzamış kumral saçlarını arkaya doğru uçurup geniş, güzel alnını açtı. Çocuk üç aydan beri hayatını dolduran karmaşık, acılı duygular arasında,öylece duruyordu. Annesinin Los Ange-bs'de, Rodeo Yolu'ndaki evi kapatıp mobilyaları, çekleri, emlâk kamisyon-cularını hallettikten sonra Central Park'ın batısında bir apartman dairesi tutmasından beri. O daireden de, New Hampshire kıyısındaki bu sessiz sayfiye yerine kaçmışlardı. Jack'ın dünyasındaki tüm düzen yok olmuştu artık. Hayatı durmadan değişen, kontrolsuz bir süreç olmuştu. Tıpkı karşısındaki kıpırdayan su gibi. Annesi onu oradan oraya götürüyordu ama, annesini oradan oraya götüren neydi?Annesi kaçıyordu, kaçıyordu.Jack olduğu yerde döndü, bomboş kumsalın önce sol, sonra sağ tara...

Sis - Stephen King

Olanları anlatıyorum... Kuzey New England'ın gelmiş geçmiş en müthiş sıcak dalgası 19 Temmuz gecesi sona ererken, bütün Batı Maine bölgesini şiddetli fırtınalar sarmaya başladı. Şimdiye kadar tanık olduğum fırtınaların en korkuncuydu bunlar. Biz Uzun GöTün kıyısında oturuyorduk. Karanlık basmadan az önce, ilk fırtınanın suları döverek bize doğru yaklaştığını gördük. Bir saat öncesine kadar hava son derecede durgundu. Babamın 1936'da bizim kayıkhaneye astığı Amerikan bayrağı,direğinden gevşekçe sarkıyor, ucu bile oynamıyordu. Sıcak sanki elle tutulacakkadar yoğun, taş ocağının dibindeki kara sular kadar derindi. O gün akşam üzeri üçümüz yüzmeye gitmiştik. Ama derinlere açılmadıkça,su insanı ferahlatmıyordu.Steff de ben de derinlere açılmak istemiyorduk. Çünkü Billy bizi izleyemezdiHenüz beş yaşındaydı.Beş buçukta, göle bakan balkonda iştahsız iştahsız yemek yedik. Jambonlu sandviç ve patates salatası. Kimsenin canı Pepsi'den başka bir şey istemiyor gibiydi.Şişeler buz dol...

STEPHEN KING SADIST

Haaatuırlaaaa Seeeen Haaatmırlaaaa Ooooooo Güüüüünleeeeerii Kafasındaki bulanıklığa rağmen bu sesleri yine de duyuyordu. Ama sesler bazen o can acısı gibi kesiliveriyordu. O zaman geride sadecebulanıklık, sis kalıyordu. Karanlığı hatırlıyordu. O bulanıklıktan öncekikopkoyu karanlığı. Bu bir ilerleme gösterdiği anlamına mı geliyordu? "Işıkyaratılsın! Bulanık ışık bile güzeldir. Ve ışık güzeldi. Falan filan. Öyle mi?"Karanlıkta o sesler var mıydı? Bu sorulann hiçbirinin cevabını bilmiyordu.Bunlan sormanın bir anlamı var mıydı? Bu sorunun da cevabını bildiğini sanmıyordu.Can acısı seslerin altında bir yerdeydi. Güneşin doğusunda ve kulaklannmgüneyinde. İşte bütün bildiği bu kadardı.Stephen King Onun için bu sesler uzun bir süreden beri dış dünyayla ilgili tek gerçekti. Bu süre ona çok ama çok uzun gelmişti. Öyleydi de. Var olan can acısı ve o fırtınalı sis, o bulanıklıktı. O bulut! Kim olduğunu bilmiyordu. Nerede olduğunuda. Ama bunu bilmek istediği de yoktu. Sadece ö...

Ruh Dükkanı - Stephen King

Siz Daha Önce de Buraya Gelmiştiniz Tabii gelmiştiniz ya... tabii. Ben gördüğüm yüzü asla unutmam.-Buraya gelin de elinizi sıkayım! Bir şey söyleyeyim mi? Sizin yüzünüzü bile görmeden, yürüyüşünüzden tanıdım. Castle Rock'a dönmek için bundan daha iyi bir gün seçemezdiniz. Ne harika değil mi? Av mevsimi yakında başladığında ormanlardaki ahmaklar turuncu giysileri olmayan ve kımıldayan her şeye ateş edecekler. Bunları sonra kar ve sulusepken izleyecek. Ama hepsine daha çok zaman var. Şimdi Ekim ayındayız ve biz Rock'ta Ekimin istediği kadar kalmasına izin veririz.Bana sorarsanız Ekim yılın en güzel zamanıdır. Buranın baharı da güzeldir ama ben her zaman Ekimi Mayısa tercih ederim. Maine Eyaletinin bu batıbölümü, yaz geçip gittiği ve göl kıyısıyla View'da villaları olanlar, New York ya da Massachusettes'e döndükleri zaman neredeyse unutuluverir. Buralılar her yıl onların geliş gidişlerini seyrederler. «Merhaba, merhaba, merhaba!» «Hoşçakalın,hoşçakalın, hoşçakalın!» T...

Oyun - Stephen King

Jessie arka kapının, evin etrafında dolaşan ekim rüzgârın da hafif ve düzensizce çarptığını duyuyordu.Çerçeve sonbaharda şiştiğinden kapıyı kapatmak için hızla çekmek gerekirdi. Bu kezçekmeyi unutmuşlardı. Geraid'a, birbirlerine fazla dalmadan gidip kapıyı kapatmasını söylemeyi düşündüJessie. Yoksa buçarpma onu çıldırtacaktı. Sonra aklına şu son durumda bunun ne kadar gülünç birşey olacağı geldi. Bütün ruh hali mahvolacaktı.Hangi ruh hali? İyi bir soruydu bu. Gerald anahtarı kilitte çevirdiği ve Jessie o hafif şıkırtıyı duyduğu zaman, ruh halinin, hiç olmazsa kendi açısından, korumaya değmeyeceğini anladı. Tabii kapının doğru dürüst kapanmamışolduğunu da bu yüzden farketmişti. Jessie için, 'esircilik oyunları'nın yarattığıcinsel uyarıfazla sürmemişti.Ama Gerald için aynışey söylenemezdi. Ayağındaşort biçimi külotu vardı.Jessie'nin erkeğin ilgisinin azalmadan sürdüğünüanlamasıiçin yukarılara, yüzüne bakmasına gerek yoktu.Budalaca birşey, diye düşündüJessie. Ama 'b...

Stephen King -O

Bildiğim kadarıyla o dehşet, gazete parçasından yapılmış bir kayıkla başladı.Yirmi sekiz yıl sürecekti bu korku. Aslında belki de hiçbir zaman tam anlamıyla sona ermeyecekti. Sözünü ettiğim kâğıt kayık kaldırımın kenarından akan yağmur suyunda yüzüyordu.Yalpalıyor, yan yatıyor, tekrar düzeliyor, cesaretle girdaplara dalıyordu.Witcham Sokağıyla Jackson Sokağının kesiştiği dörtyol ağzındaki trafik lambasına doğru iniyordu. 1957 yılında, karanlık bir sonbahar günüydü. Trafik lambasının dört tarafındaki üçer dikey ışık sönüktü. Yağmur bir haftadan beri yağıyordu.İki gün önce fırtına da başlamıştı. Bu yüzden Derry kentinin önemli birbölümünde elektrikler kesilmiş, bu mahallelere henüz elektrik verilmemişti.San yağmurluklu, kırmızı şosonlu küçük bir erkek çocuk, kâğıt kayığın yanında neşeyle konuşuyordu. Yağmur hâlâ dinmemiş ama hafiflemeye başlamıştı. Damlalar çocuğun muşambasının san kukuletasına çarpıyor, kulübenin çinko damına düşen yağmurun gürültüsüne benzer bir ses duyuluyordu. ...

STEPHEN KING KUŞKU MEVSIMI

Anderson'un Ayağına Takılan...«Bir çivi uğruna bir krallık gitti!» O ünlü tekerlemeyi böyle özetleyebilirdiniz. Eninde sonunda her seyi bunun gibi özetlemek mümkündü. Ya da Roberta Anderson sonradan böyle düsünecekti. Her sey ya bir rastlantıydı... ya da kader. Ve Anderson 21 Haziran 1988'de, Maine eyaletinde, küçük Haven kentinde kaderiyle karsılastı. Önemli olan bu rastlantıydı. Her seyin temeli. Gerisiyse sadece tarihti.Roberta Anderson o gün öğleden sonra köpeği Peter'le dolasmaya çıktı. Küçük bir av köpeği olan Peter yaslıydı ve bir gözü de kördü. Peter'i kadına jim Gardener vermisti. 1976'da. Anderson mezun olmasına iki ay kala üniversiteden ayrılmıs ve Haven'e, ona dayısından kalan çiftliğe yerlesmisti. Jim köpeği getirinceye kadar da ne denli yalnız olduğunu farketmemisti. Peter o sırada küçücük bir yavruydu. Anderson bazen köpeğin yaslanmıs olduğuna inanamıyördu. Geçen süre köpekler içi seksen dört yıla esitti. Böylece kendi yasını da hesaplamıs ol...

STEPHEN KING KARANLIK ÖYKULER

Bir desteden tüm maçaları ve bir de joker çıkardım. Astan papaza = 1-13. Joker = 14. Kartları karıştırdım ve dağıttım. Kartların desteden çıkış sırası, yayıncımın bana gönderdiği listedeki yerlerine göre hikâyelerin kitaptaki sırasını belirledi. Ve bu şekilde edebi hikâyeler ile vurucu hikâyeler arasındaşaşırtıcı bir denge oluştu. Ayrıca uygun gördüğüm yere göre her hikâyenin başına veya sonuna, birer açıklama koydum. Bir sonraki sıralamayı Tarot kartlarıbelirleyecek.

STEPHEN KING KARA KULE 7 - KULE

Herkes bir yana dağıldığı halde Roland'ın ka-tef’i henüz bir bütün halindedir.Susannahla (19W yazında). Dixie Pig' rı Feclic doğum odasına -aslında burası bir dehşetler odasıdır. Jake ve Peder Callahan, Oy ne birlikle ellerinde silahlarla Lexington Caddesi ile Altmış Birinci Sokak'ın köşesindeki restorana dalarlar. Düşmanlarının sayısını ve ne denli tehlikeli olduklarını bilmemektedirler. Bu arada Roland ve Eddie 1977'deMaine'de, John Cullum ile gaipten gelenlerin bölgesi olan Turtleback Yolu'nu aramaktadırlar. Ümitsizce diğerlerinin, özellikle Susannah' nın yanına ulaşmak istemektedirler. Ama sonunda yalnızca geçiş yapmak istedikleri dünyanın önemli olduğunu fark ederler. Böylece, roman tıpkı Stephen King'in hayal dünyasının en üst sınırına acılan bir kapı gibi açılır. Bunca yol kat edip buraya geldiniz. Belki arkanızdan bir kapının çarparak kapandığını duyacaksınız. Kara Kule" ye hoş geldiniz.

Stephen King Susannah'nın Şarkısı Kara Kule-6

Cocuğunu doğurmak için in nah Dean'in vücudu-le geçiren Mia, Siyah Dç gücünü kullanarak New York kentine nak-r. Yıl 1999, mevsim Susannah kente tamamen anadır. Onun aklını ve beynini paylaşan "Hiçliğin" içinse durum dehşet vericidir.Bu arada Mannilerin de yardımıla geride kalan kalan geçiş kapısı olan mağaraçıkınca kullandıkları bü-ün başına buyruk hareket ettiğini acı biçimde fark ederler.Stephen King'in yedi cilt-muhteşem yapıtının altincı kitabı olan Susannah'Şarkısı, Kara Kule gizemini ortaya çıkaracak büyüleyici bir anahtar... King yinetemposu hiç düşmeyen inanılmaz bir gerilim romanıyla karşımızda!...

STEPHEN KING KARA KULE 5 - CALLA'NIN KURTLARI

İlk cilt, Kara Kule (Silahşor)'da Gilead'lı Roland Deschain, babasına sahte bir dostlukla yaklaşan ancak gerçekte Uç-Dünya'nın uzak köşelerindeki Kızıl Kral'm hizmetkârlığını yapan Siyahlı Adam Walter'i takibi ve sonunda yakalamasıanlatılıyor. Yarı insan olan Walter'i yakalamak, Roland için sadece Orta- Dünya'nın giderek hızlanan çöküşünün ve Işın-lar'ın yavaş ölümünün durdurulabileceğini, hatta işlemin tersine çevrilebileceğini umduğu Kara Kule'ye doğru atılmış bir başka adımdan ibaret. Bu romanın alt başlığı, YENİ BAŞLANGIÇ. Onunla tanıştığımızda Kara Kule'nin Roland'ın saplantısı, tek amacı ve yaşam nedeni olduğunu öğreniyoruz. Ondan kurtulmak isteyen Mar-ten'in Roland'ı henüz bir çocukken, kaybedip utanç içinde batıya sürülmesi için erkeklik sınavına girmeye zorladığını görüyoruz. Ama Roland, beklenmedik bir silah seçimi yaparak erkeklik sınavından başarıyla çıkıyor ve Marten'in planlarını boşa çıkarıyor. Roland'ın ...

STEPHEN KING KARA KULE 4 - BÜYÜCÜ VE CAM KÜRE

ROMEO: Oradaki, şu tüm meyve ağaçlarının tepelerini yaldızlayan Kutsal ayın üzerine yemin ediyorum. JULIET: Ayın üzerine yemin etme. Her ay, yuvarlak dairesinde değişen vefasız ayın üzerine. Yoksa senin aşkın da onun gibi değişken olabilir. ROMEO: O halde neyin üzerine yemin edeyim? JULIET: Hiç yemin etme. Ya da istiyorsan, o zarif benliğinin üzerine yemin et. O, benim putperestliğimin tanrısı. Ve o zaman sana inanırım. Romeo and Juliet William Shakespeare Dördüncü gün Dorothy'yi çok sevindiren bir şey oldu. Oz onu çağırttı. Kız taht salonuna girdiği zaman adam onu nazikçe selamladı. "Otur, yavrum. Seni bu ülkeden göndermenin bir yolunu bulduğumu sanıyorum." Kız heyecanla, "Ve Kansas'a dönmemin yolunu da, öyle mi?" diye sordu. Oz, "Şey," dedi. "Kansas bakımından pek de emin değilim. Açıkçası onun ne tarafta olduğu konusunda en ufak bir fikrim bile yok."

STEPHEN KING KARA KULE 3 - ÇORAK TOPRAKLAR

Çorak Topraklar, Robert Browning'in Childe Roland to the Dark Tower Came adlıroman-şiirinden esinlenen ve bir dereceye kadar da ona dayanan daha uzun bir hikâyenin üçüncü cildidir.Birinci cildin adı Silahşor. Bu kitapta 'ilerleyip kaybolmuş' bir dünyanın sonsilahşoru olan Roland'ın siyahlı adamı yani Walter adlı büyücüyünasıl izleyip yakaladığı anlatılıyor. Walter Orta-Dünyanın hâlâ birleşmiş durumda olduğugünlerde Roland'ın babasına kalleşçe, dostmuş gibi davranmıştır. Roland'ın asılamacı bu yarı-insan sihirbazı yakalamak değildir. Bu, zamanın birbirinebağlandığı noktada yükselen, güçlü ve gizemli Kara Kuleye giden yoldaki bir başka dönüm noktasıdır.Roland aslında kimdir? Dünyası, 'ilerleyip kaybolmadan' önce nasıl bir yerdi? Kule nedir ve Silahşor niçin oraya varmak istiyor? Elimizde sadece parça parçacevaplar var. Roland'ın bir şövalye olduğu kesin. 'Sevgi ve ışıkla dolu' diyeanımsadığı bir dünyayı yakalama (ya da belki de kurtarma) g...