
Bildiğim kadarıyla o dehşet, gazete parçasından yapılmış bir kayıkla başladı.Yirmi sekiz yıl sürecekti bu korku. Aslında belki de hiçbir zaman tam anlamıyla sona ermeyecekti. Sözünü ettiğim kâğıt kayık kaldırımın kenarından akan yağmur suyunda yüzüyordu.Yalpalıyor, yan yatıyor, tekrar düzeliyor, cesaretle girdaplara dalıyordu.Witcham Sokağıyla Jackson Sokağının kesiştiği dörtyol ağzındaki trafik lambasına doğru iniyordu. 1957 yılında, karanlık bir sonbahar günüydü. Trafik lambasının
dört tarafındaki üçer dikey ışık sönüktü. Yağmur bir haftadan beri yağıyordu.İki gün önce fırtına da başlamıştı. Bu yüzden Derry kentinin önemli birbölümünde elektrikler kesilmiş, bu mahallelere henüz elektrik verilmemişti.San yağmurluklu, kırmızı şosonlu küçük bir erkek çocuk, kâğıt kayığın yanında neşeyle konuşuyordu. Yağmur hâlâ dinmemiş ama hafiflemeye başlamıştı. Damlalar çocuğun muşambasının san kukuletasına çarpıyor, kulübenin çinko damına düşen yağmurun gürültüsüne benzer bir ses duyuluyordu. İnsanı rahatlatan, adeta tatlıbir sesti bu.San muşambalı çocuğun...
