Skip to main content

Posts

Showing posts with the label david eddings

DAVID EDDINGS MALLOREON CILT 1 BATININ MUHAFIZLARI

Belgarion'un Riva Tahtına çıkıp, Menfur Tanrı Torak'ı nasıl öldürdüğünü anlatan Olayların bir Hikâyesidir-- Önsöz'den, Alorya Efsaneleri YEDİ TANRI dünyayı yarattıktan sonra, Tanrılar ile Tanrıların kendilerine seçtikleri halkların barış ve uyum içinde yaşadıkları söylenir. Fakat Tanrısı olmayanların başı Gorim yüksek bir dağa tırmanıp ona tüm kalbiyle durmadan yakanncaya kadar Tanrıların babası UL kendisini ayrı tutup, uzak durmuştu. Gorim'in yakarışları karşısında UL'un kalbi yumuşadı, Go-rim'i kaldırarak onun ve halkı Ulgoların Tanrısı olacağına söz verdi. Tanrı Aldur diğerlerinden ayrı durup Söz ve İrade'nin gücünü Belgarath ile diğer müritlerine öğretti. Günün birinde Aldur, bir çocuk kalbinden daha büyük olmayan yuvarlak bir taş aldı. İnsanlar bu taşa Aldur Taşı adını verdiler; taş muazzam bir güçle doluydu çünkü, zamanın başlangıcından beri var olan Yazgı'nın cisimlendirdiği bir şeydi. Angarak halkının Tanrısı Torak her şeye egemen olup hükmet...

DAVID EDDINGS SIHIRBAZIN TUZAĞI - BELGARIAD 3. KITAP

Gorim'in Halkı için bir Tanrı aramasının ve kutsal Prol-gu Dağında UL'u bulmasının hikâyesidir.Ulgo Kitabına ve baska kitaplardan bölümlere dayanarak GÜNLERĐN BASLANGICINDA yedi tanrı dünyayı karanlıktan döndürerek yarattı; sonra hayvanları ve kusları, sürüngenleri ve balıkları ve en nihayet de insanı yarattılar. O zamanlar göklerde UL adlı bir ruh yasıyordu ve bu yaratılıs isine katılmamıstı. Gücünü ve aklını diğer tanrılardan esirgediği için, yaratılan seylerin çoğu kusurluydu ve mükemmel değildi.Birçok yaratık çirkin ve tuhaftı. Genç tanrılar bunları yok etmek istediler ki, dünya yüzündeki her sey güzel olsun. Fakat UL elini uzattı ve onları durdurdu; dedi ki: "Yarattığınızı yok edemezsiniz. Kendi eğlenceniz ve keyfiniz için göklerin huzurunu ve dokusunu bozarak bu dünyayı yarattınız. Ancak sunu bilin ki, yarattığınız her sey, ne kadar korkunç olursa olsun, bu aptallığınızın bir nisanesi olarak kalacaktır. Yarattığınız bir tek seyi bile yok etmeye kalktığınız gün, ...

David Eddings Marlorion Cilt 5 Kel Kahinesi

HAVA HAFİF, serin ve ömürlerinin başından sonuna kadaryapraklarını hiç dökmeyen koyu yeşil, reçineli ağaçlarınkokusuyla doluydu. Tepelerindeki karla kaplı alanlardanyansıyan gün ışığı göz kamaştırıyordu; ayrıca fersahlarca aşağıdaki Darshiva ve Gandahar ovalanndaki nehirleri beslemekiçin taşlı yataklarından gürleyip yuvarlanan suyun sesi de sürekli kulaklarındaydı. Suların Büyük Magan Nehri'yle mukadder buluşmaları için o gürüldeyişi ve yuvarlanışına, dağlan kaplayan, adeta özlemle semaya uzanmış gibi duran çam, köknar, ladin ağaçlarının koyu yeşil ormanı içinden geçen nihayetsiz rüzgârın yumuşak ve melankolik ahi eşlik ediyordu. Garion ile arkadaşlarının izledikleri kervan yolu gittikçe tırmandı, nehir yatakları boyunca dolandı, tepe sırtlarını aştı. Her sırta vardıklarında önlerine başka bir tepe sırtı çıkıyordu; hepsinin üzerinde ise insan aklının alamayacağı yükseklikteki zirvelerin -ebedi kardan örtüleriyle saf ve kadim görünen zirvelerin- göky...

DAVID EDDINGS MARLORION CILT 4 DARSHIVA BÜYÜCÜSÜ

Doğu İmparatorluğu'nun Kısa Tarihi. - Melcena ve Mallorya İmparatorluğu'ndan alınmıştır. Melcene Üniversitesi Matbaası MELCENE İmparatorluğu'nun menşei kaybolup gitmiştir. Bazı efsaneler Melcenelilerin öncülerinin, Melcene Adalarının doğusunda uzanan engin denizden kaba kanolarla geldiklerini iddia eder; diğerleri ise Melcenelilerin atalannın Dalasya'da mevcut olan o tuhaf medeniyetin bir uzantısı olduğunu ileri sürer. Menşeleri her ne olursa olsun, Melcena dünyanın en eski medeniyeti olarak karşımıza çıkmaktadır. Melcena'nın denizle hep bir bağlantısı bulunmuş, Melcenelilerin ilk yurtlan Mallorya kıtasının doğu kıyısı açıklannda bulunan adalar olmuştur. Tol Honeth basit bir köy, Mal Zeth çadırlardan oluşma pejmürde bir kümeyken Melcene'nin payitahtı bir aydınlık ve medeniyet şehriydi. Melcenelilerin atalarının yurduna tek rakip, tüm düşüncelerini semaya yöneltmiş Keli olabilirdi sadece. Melcena'nın o görkemli yalnızlığından ayrılmasına nede...

DAVID EDDINGS MALLOREON CILT 3 KARANDA’NIN İFRIT KRALI (2)

Mallorya ile burada hayatlarını sürdüren ırkların kısa bir tarihçesi. - Angarak Vakayinamesi'nden hülasa edilmiştir Melcene Üniversitesi Matbaası ÖYLENENLERE göre Angaraklann kadim yurtlan bugünkü Dalasya'nın güney sahillerinde bir yere düşer. Daha sonra Angaraklann Ejderha Tannsı Torak, ilerki günlerde "dünyanın yanlması" olarak anılacak şey için Taş Cthrag Yaska'nm gücünü kullanmıştır. Dünyanın kabuğu aynlıp aşağıdaki sıvı magmanın yukan çıkmasına müsaade ederek, suların Doğu Denizi'ni oluşturmasına neden olmuştur. Dünya zamanla bugünkü halini alıncaya kadar bu afetimsi süreç onlarca yıl devam etmiştir. Bu kanşıklık sonucu, Angaraklar Mallorya'nın vahşi tabiatının derinliklerine kaçarken Alornlar ve müttefikleri batı kıtasının keşfedilmemiş bölgelerine çekilmek zorunda kalmışlardı. Torak, Tann'nın kendisini kullanma biçimine karşı koyan Taş tarafından sakatlanarak çirkinleştirilmiş, Grolim rahiplerinin ise cesareti kırılmıştı. Böylece, ...

David Eddings Malloreon Cilt 2 Murgoların Kralı

DAHA önce de anlatılmış olduğu gibi, ilk günlerde Tanrılar dünyayı yaratarak üzerini her türlü hayvan, kuş ve bitkiyl doldurmuştu. İnsanı da yaratmışlardı ve her Tanrı kendine,insan ırkları arasından kılavuzluk edecekleri ve hâkim olacakları birini seçti. Ancak kulesinde ayrı yaşamayı ve meydana getirmiş oldukları yaradılışı incelemeyi seçen Tanrı Aldur, hiçbir ırkı sahiplenmedi. Fakat bir gün, Aldur'un kulesine aç bir çocuk geldi; Aldur çocuğu alarak ona insanların büyücülük adım verdikleri usulle, her türlü gücün kullanılabildiği İrade ve Söz'ü öğretti. Ve oğlanın gelecek vadettiğini gördüğünde Aldur ona Belgarath ismini vererek müridi yaptı.Sonra zaman içerisinde başkaları da geldi ve Aldur onlara da öğretti ve onları da müridi yaptı. Bunların arasmda Aldur'un Beldin ismini verdiği sakat bir çocuk vardı.Günün birinde Aldur bir taş alarak bunu biçimlendirdi ve ona Taş ismini verdi çünkü bu taş, yıldızların ötesinden düşmüştü ve büyük bir...

Kehanetin Oyuncağı - Belgariad -1 - David Eddings

 DÜNYA YENĐYKEN, yedi Tanrı uyum içinde yasıyorlardı ve tüm insan kavimleri tek bir halktılar. Tanrıların en genci olan Belar, Alornlar tarafından pek seviliyordu. Onlann arasında yasıyor, onları el üstünde tutuyordu; Alornlar da onun gözetimi altında serpilip çoğalıyorlardı. Diğer Tanrıların da etraflarına halklar toplanmıstı, her Tanrı kendi halkını gözetiyordu. Ama Belar'ın en büyük kardesi Aldur, hiçbir halkın tanrısı değildi, insanlardan ve Tanrılardan ayrı yasıyordu; ama bir gün basıbos bir çocuk gelip buldu onu. Aldur bu çocuğu müridi olarak kabul etti ve adını Belgarath koydu. Belgarath Đrade ve Söz'ün gücünü öğrendi ve büyücü oldu. Sonraki yıllarda baskaları da yalnız tanrıyı arayıp buldular. Onun dizleri dibinde toplasıp bir kardeslik olusturdular ve zaman onlara dokunmadı. Bir gün, Aldur bir çocuk kalbi büyüklüğünde, küre seklinde bir tas aldı ve yasayan bir ruh haline getirene kadar elinde evirip çevirdi. Đnsanların Aldur Tası dedikleri bu canlı...

DAVID EDDINGS ELLENIUM CILT 3 SAFIR GÜL

Eskiden, kasada birtakım ciro hareketleri olurdu." bodrum'daki çardaklı kahvede, kumral bir kadın / kişisel duyum kadıköy kuralları: yorgunluk kalıcı bir durum haline gelirse, geçici olmayan hasarlar bırakabilir, bu hasarların yarattığı organik bileşimin, kanatlardan arka direğe yaptığı ortaların1 sonucuna göre hayatın bütünü saptanır. 1- her sabah aynı yoldan geçmek zorundaydı, mahalle börekçisinden aldığı ve uygun boyutlarda kesilmiş saman kâğıdına sarılı iki yağlı poğaçayı hiçbir tat hissetmeyen ağzında çiğneyerek gününe başlardı, üstelik, poğaçanın yanında verilen, yenen nesnenin felsefi yaşamıyla hiçbir bağlantısı olmayan, anlamsız bir uygarlaşma belirtisi belki, kâğıt peçeteyi avucunda buruşturup cebine koymayı ihmal etmezdi, peçete girdiği bu yeni konumdan genellikle çamaşır makinesinde yıkanıp sertleşmiş bir şekilde çöpe atıldığında kurtulabiliyordu. peçete için bile olsa, garip bir yaşam çemberiydi bu. her zaman poğaçanın son lokması...

DAVID EDDINGS ELLENIUM CILT 2 YAKUT ŞÖVALYE

YİRMİBEŞİNCİ YÜZYILDA Zemochlu Otha'nın savaşçıları batı Eosia'nm Elene krallıklarını işgal ettiler ve önlerine geleni yakıp yıkarak batıya doğru yürüdüler. Otha, güçleri Randera Gölü civarındaki sislerle örtülü büyük savaş meydanında, batı krallıklarının orduları ve Kilise Şövalyeleri'nin birleşik gücüyle karşılaşana dek yenilmez gözüktü. Merkezi Lamorkand'daki savaşın işgalci Zemoch-ların en sonunda geri püskürtülüp kendi sınırlarına doğru kaçmalarına kadar haftalarca bütün şiddetiyle devam ettiği söylenir. Eleneler zafere böylece ulaştı ama Kilise Şövalyeleri'nin yarısı savaş meydanında vahşice öldürülmüş yatıyordu ve Elene krallarına bağlı orduların ölüleriyse binlerceydi. Sağ kalanlar evlerine dönüklerinde daha da acımasız bir düşmanla karşılaştılar - kıtlık, savaşın sıradan sonuçlarından biri.Eosia'daki kıtlık, kıtanın nüfusunu azaltmakla tehdit ederek, nesiller boyunca sürdü. Sosyal organizasyonlar kaçınılmaz bir şekilde yıkılmaya başlad...

Efsuncunun Son Oyunu Belgariad 5.Kitap David Eddings

DINLEYIN BENi ANGARAKLAR, ben ki Tanrılar Tanrısı ve Krallar Kralı Torak'ım; secde edin Adıma, dualarınızı ve kurbanlarınızı eksik etmeyin, çünkü ben sizin tannnızım ve Angarak ülkelerinin efendisiyim. Beni memnun etmezseniz gazabım büyük olur.Dünya yaratılmadan önce de vardım, dağlar düz olup denizler ku-ruyunca, dünya yok olunca da var olacağım. Çünkü ben zamandan önce vardım ve zamandan sonra da olacağım.Sınırsızlığın zamansız bosluğu içinden geleceğe baküm ve gördüm ki, iki Yazgı vardı ve Ebediyetin sonsuz koridorlarında birbirlerine doğru ilerliyorlardı. Her Yazgı Mutlaktı ve bunların nihai karsılasmasındabölünmüs olan her sey bir olacaktı. O anda, olmus olan, olmakta olan ve olacak olan her sey, bir tek Amaçta birlesecekti.Bunu görür görmez, altı kardesimi de yanıma aldım ve Yazgıların isteğini gerçeklestirmek için el ele tutustuk. Ayı ve günesi yörüngelerine sokup, bu dünyayı yarattık. Dünyayı ormanlar ve çayırlarla kaplayıp,yarattığımız topraklan, gökleri ve sulan, hayva...

DAVID EDDINGS BÜYÜLÜ ŞATO - BELGARIAD 4. KITAP

BIR GÜN GELDI, Çerek ve üç oğlu, Büyücü Belgarath ile Mallorya'ya gittiler. Bereberce, yaralı Tanrı Torak'ın çaldığı Aldur Tası'nı geri almayı amaçlamıslardı. Torak'ın demir kulesinde Tas'ın saklı olduğu yere vardıklarında, muhtesem mücevhere dokunmaya bir tek Çerek'in oğullarının en küçüğü olan Demirpençe Riva cesaret etti. Çünkü ruhunda kötü niyet tasımayan bir tek Riva'ydı. Tekrar Batı'ya döndüklerinde, Belgarath Riva'ya ve onun soyuna Tas'ın koruyuculuğu görevini verdi ve dedi ki: "Tas sende ve senin soyunda kaldığı sürece, Batı emniyette olacaktır."

DAVID EDDINGS BÜYÜCÜLER KRALIÇESI - BELGARIAD 2. KITAP

Generaller Tol Honeth'teki Đmparatorluk Savas Okulu'nda toplanarak stratejilerini planladılar. Ulusal ayrılıklar bir yana bırakıldı ve Riva Vekilharcı Brand tek komutan seçildi. Brand'ın iki garip danısmanı vardı: Bunlardan biri Angarak krallıkları hakkında bile her seyi bildiğini iddia eden çok yaslı ama gene de çok canlı bir adam, diğeri ise soylu tavırlı, alnında gümüs rengi bir tutam saçı olan güzel bir kadındı. Brand bunların her sözünü dinliyor ve saygıyla itaat ediyordu. 4875 yılının baharında, Kal Torak kusatmayı kaldırarak Batıya, denize yöneldi; Algar atlıları ise pesindeydi. Dağlarda Ulgolar geceleri mağaralarından çıkarak dehset içindeki Angarakları katletmeye basladılar. Ama Kal Torak'ın kuvvetleri hâlâ sayılamayacak kadar çoktu. Toplanmak için bir süre durduktan sonra ordu yoluna çıkan her seyi yakıp yıkarak Arend Nehri vadisinden Vo Mimbre sehrine yöneldi. Yaz baslarında Angaraklar sehre saldırmak için hazırlanmıslardı.Savasın üçüncü gününde üç...

DAVID EDDINGS BELGARIAD CILT 5 EFSUNCUNUN SON OYUNU

Başlangıcın ve sonun hikâyesi. Torak Kitabı'ndan parçalar* DİNLEYİN BENİ ANGARAKLAK, adıma, dualarınızı ve kurbanlarınızı eksik etmeyin, çünkü ben Angarak ülkelerinin efendisiyim. Beni memnun etmezseniz gazabım büyük olur.Sınırsızlığın zamansız boşluğu içinden geleceğe baktım ve gördüm ki, iki Yazgı vardı ve Ebediyetin sonsuz koridorlarında birbirlerine doğru ilerliyorlardı. Her Yazgı Mutlaktı ve bunların niha-i karşılaşmasında bölünmüş olan her şey bir olacaktı. O anda, olmuş olan, olmakta olan ve olacak olan her şey, bir tek Amaçta birleşecekti. Bunu görür görmez, altı kardeşimi de yanıma aldım ve Yazgıların isteğini gerçekleştirmek için el ele tutuştuk. Ancak benim önayak olduğum bu yaradılış, Babamızı mutlu etmedi. Bizim emeklerimizden yüz çevirip Mutlak'ın tefekkürüne daldı. Tek başıma Korim yükseltilerine gittim, ki artık yok öyle bir yer, ve yarattığım şeyi kabul etmesi için ona seslendim. Ama önayak olduğum işi reddedip benden yüz çevirdi. O zaman yüreğimi on...

DAVID EDDINGS BELGARIAD CILT 2 BÜYÜCÜLER KRALIÇESI

DÜNYANIN GENÇLİĞİNDE şer Tanrısı Torak, Aldur Taşı'nı alarak kaçtı ve dünyaya hâkim olmak istedi. Taş Torak'a direndi ve onu korkunç bir şekilde yakarak sakat bıraktı. Ama Torak Taştan vazgeçmedi, çünkü onun için çok kıymetliydi. Sonra Tanrı Aldur'un müridi büyücü Belgarath, Alorn Kralı ve üç oğlu ile birlikte Taşı Torak'ın demir kulesinden aldı. Torak peşlerine düşmek istediyse de, Taşın gazabı ona mani oldu. Belgarath, Çerek ve oğullarını dört büyük krallığın başına getirip Torak'a karşı ebediyen bekçilik yapmalarını sağladı. Taşı Demirpençe Riva'ya verdi ve ona, Taş, Riva soyundan birinde olduğu sürece Batının emniyette olduğunu söyledi. Asırlar asırları kovaladı ve Torak'tan bir ses gelmedi; ama 4865 yılının baharında koca bir Nad-rak, Thull ve Murgo sürüsü Drasniya'yı işgal etti. Bu Angarak denizinin ortasında Kal Torak'ın dev demir çadırı vardı; "Kal" hem Kral hem Tanrı demekti. Şehirler ve köyler yerle bir edildi, çünkü Torak...

Saklı Şehir Tamuli 3.Kitap David Eddings

hep aynı şey'dedi, hep aynı şey değil mi?." çıralı yolu 4.kmHep aynı küçük gülümseme, hep aynı 'seni gördüğüme sevindim' bakışı, hep aynı denizden yeni çıkmış, gözleri de tuzdan yanmış ifadesi. İçinde kabaran şeyin adını koymak pek mümkün değildi.Tiksinti değildi, nefret de değildi, daha çok özenerek yapılmış bir salata için "ama bunun içinde limon çekirdeği var" dendiği anda gözünüzün önüne sanayi tipi bir sitrik asit varilinin gelmesi gibi bir şeydi. Öyleydi..Kumsalın küçük bir tepe şeklini alan ortalarına doğru yürüdü; akşam ateşlerinin yakılıp dizlerin birbirine değdiği ve keşke hep burada yaşasak duygusunun hissedilmeye başlamasıyla güçlenen hüzün ve aldatma duygularının kekremsi tadının alevlendiği, kumsalın denize en hakim olduğu noktalardan birine, o pek tanıdık "burada ne işim var" duygusuyla oturdu. Zaman hızla ilerliyordu. Bir süre kıpırdamadan bunu seyretti. Eğer birisi gelip ne yapıyorsun diye sorarsa dövmeye karar verdi. Kimse gel...

DAVID EDDINGS (TAMULI) PARILDAYAN İNSANLAR CILT 2

aşk nesneleri : kovboy romanları ve ikiz fincanlar : yeni yetmelik döneminde okuduğu vahşi batı romanlarının, zaman içinde ritmik dalgalanmalarla süregiden aşk yaşamını garip bir şekilde etkileyeceğini pek düşünememişti, beyaz atlara binmekten, siluetini ufkun üzerine düşürerek ilerlemekten mümkün olduğunca kaçın ve senden daha hızlı birinin bugün mutlaka karşma çıkacağını unutma diye özetlenebilecek yaklaşıma uygun şekilde yaşamaya çalışsa da, "mutlaka 'eski sevgili'den daha iyi olmak zorunluluğu"nu pek kabulle-nemiyordu. yine de küçük farklılıklar yaratmak konusunda çırpman karşı cinse karşı gülümseyişini sürdürmeliydi; oyun buysa onlara istediğini verecekti, bir şairden duyduğu, "aşk, kurulabilir" özdeyişinin ardından büyük bir soğukkanlılıkla ve gizliden gizliye oluşturduğu aşk nesneleri katalogundan seçtiği küçük hamleler, işine oldukça yarıyordu, ama bir noktada büyük uyumsuzluk yaşıyordu, hazır kahve kavramına tamamen yabana oluşu yüzünden paşabah...

David Eddings Tamuli Ateş Kuleleri Cilt 1

David Eddings (Tamuli) Cilt1 Ateş Kuleleri1931 yılında Spokane, Washington'da doğdu. Seattle'in kuzeyinde, Puget Sound bölgesinde büyüdü. 1954 yılında Portland, Oregon'da, Reed College'de edebiyat eğitimi gören Eddings, 1961 yılında Washington Üniversitesi'nde master'ını tamamladı. Orduya katıldı. Market tezgâhtarlığı,İngilizce öğretmenliği gibi çeşitli işler yaparak Amerika Birleşik Devletleri'nin pekçok yerinde yaşadı. 1973 yılında yayınlanan ilk romanı High Hunt, çağdaş bir macera romanıydı. Fantasy alanı her zaman onun ilgisini çekmişti ve The Belgariad beşlemesiyle 'fantasy' edebiyata yöneldi. Ardından gelen The Mallöreon beşlemesiyle adını iyice duyuran Eddings, artık güneybatı'da karısı Leigh ile yaşamaktadır.

DAVID EDDINGS ELMAS TAHT

1931 yılında Spokane, VVashington'da doğdu. Seattle'ın kuzeyindeki Puget Sound bölgesinde büyüdü. 1954 yılında Portland Oregon'daki Reed College'de edebiyateğitimi gören Eddings, 1961 yılında Washington Üni-versitesi'nde master'ını tamamladı. Orduya katıldı. Market tezgahtarlığı, İngilizce öğretmenliği gibi