BIR GÜN GELDI, Çerek ve üç oğlu, Büyücü Belgarath ile Mallorya'ya gittiler. Bereberce, yaralı
Tanrı Torak'ın çaldığı Aldur Tası'nı geri almayı amaçlamıslardı. Torak'ın demir kulesinde Tas'ın saklı olduğu
yere vardıklarında, muhtesem mücevhere dokunmaya bir tek Çerek'in oğullarının en küçüğü olan Demirpençe
Riva cesaret etti. Çünkü ruhunda kötü niyet tasımayan bir tek Riva'ydı. Tekrar Batı'ya döndüklerinde, Belgarath Riva'ya ve onun soyuna Tas'ın koruyuculuğu görevini verdi ve
dedi ki: "Tas sende ve senin soyunda kaldığı sürece, Batı emniyette olacaktır."
Sonra Riva Tas'ı alıp halkıyla birlikte Rüzgârlar Adası'na yelken açtı. Gemileri adaya yanastığında oraya bir Hisar ve etrafına da surlarla çevrili bir sehir insa edilmesini emretti. Đnsanlar bu sehre Riva adını verdiler; savas için yapılmıs, kale gibi bir sehirdi bu. Hisarın içine dev bir salon yapıldı; bu salonda kara tastan oyulmus, duvara dayalı bir taht vardı, insanlar bu
salona Riva Kralının Salonu dediler. Derken bir gün Riva derin bir uykuya daldı ve Alornlann Ayı Tanrısı Belar rüyasına girip dedi ki: "Ey Tas'ın Koruyucusu, gökten iki yıldız düsüreceğim. Bunları alıp ateste kızdıracak ve örste döveceksin. Birinden bir kılıç ağzı, ötekinden bir kabza yapacaksın; birlestiğinde kardesim Aldur'un Tas'ını koruyacak bir kılıç olacak." Riva uyandığında gökten iki yıldız kaydığını gördü ve yıldızlan dağların tepelerinde arayıp buldu. Belar'ın söylediği gibi bir kılıç ağzı ve bir kabza yaptı. Fakat isi bittiğinde, kılıç ve kabza bir türlü birles-miyordu. Bunun üzerine Riva, "Heyhat!" diye haykırdı. "Vazifemi basaramadım, çünkü kılıç birlesmiyor."
Tanrı Torak'ın çaldığı Aldur Tası'nı geri almayı amaçlamıslardı. Torak'ın demir kulesinde Tas'ın saklı olduğu
yere vardıklarında, muhtesem mücevhere dokunmaya bir tek Çerek'in oğullarının en küçüğü olan Demirpençe
Riva cesaret etti. Çünkü ruhunda kötü niyet tasımayan bir tek Riva'ydı. Tekrar Batı'ya döndüklerinde, Belgarath Riva'ya ve onun soyuna Tas'ın koruyuculuğu görevini verdi ve
dedi ki: "Tas sende ve senin soyunda kaldığı sürece, Batı emniyette olacaktır."
Sonra Riva Tas'ı alıp halkıyla birlikte Rüzgârlar Adası'na yelken açtı. Gemileri adaya yanastığında oraya bir Hisar ve etrafına da surlarla çevrili bir sehir insa edilmesini emretti. Đnsanlar bu sehre Riva adını verdiler; savas için yapılmıs, kale gibi bir sehirdi bu. Hisarın içine dev bir salon yapıldı; bu salonda kara tastan oyulmus, duvara dayalı bir taht vardı, insanlar bu
salona Riva Kralının Salonu dediler. Derken bir gün Riva derin bir uykuya daldı ve Alornlann Ayı Tanrısı Belar rüyasına girip dedi ki: "Ey Tas'ın Koruyucusu, gökten iki yıldız düsüreceğim. Bunları alıp ateste kızdıracak ve örste döveceksin. Birinden bir kılıç ağzı, ötekinden bir kabza yapacaksın; birlestiğinde kardesim Aldur'un Tas'ını koruyacak bir kılıç olacak." Riva uyandığında gökten iki yıldız kaydığını gördü ve yıldızlan dağların tepelerinde arayıp buldu. Belar'ın söylediği gibi bir kılıç ağzı ve bir kabza yaptı. Fakat isi bittiğinde, kılıç ve kabza bir türlü birles-miyordu. Bunun üzerine Riva, "Heyhat!" diye haykırdı. "Vazifemi basaramadım, çünkü kılıç birlesmiyor."

