DAHA önce de anlatılmış olduğu gibi, ilk günlerde Tanrılar dünyayı yaratarak üzerini her türlü hayvan, kuş ve bitkiyl doldurmuştu. İnsanı da yaratmışlardı ve her Tanrı kendine,insan ırkları arasından kılavuzluk edecekleri ve hâkim olacakları birini seçti. Ancak kulesinde ayrı yaşamayı ve meydana getirmiş oldukları yaradılışı incelemeyi seçen Tanrı Aldur, hiçbir ırkı sahiplenmedi. Fakat bir gün, Aldur'un kulesine aç bir çocuk geldi; Aldur çocuğu alarak ona insanların büyücülük adım verdikleri usulle, her türlü gücün kullanılabildiği İrade ve Söz'ü öğretti. Ve oğlanın gelecek vadettiğini gördüğünde Aldur ona Belgarath ismini vererek müridi yaptı.Sonra zaman içerisinde başkaları da geldi ve Aldur onlara da öğretti ve onları da müridi yaptı. Bunların arasmda Aldur'un Beldin ismini verdiği sakat bir çocuk vardı.Günün birinde Aldur bir taş alarak bunu biçimlendirdi ve ona Taş ismini verdi çünkü bu taş, yıldızların ötesinden düşmüştü ve büyük bir gücün yuvası, günlerin başlangıcından beri tüm yaradılışı denetim altına almak için çatışan iki Yazgı'dan birinin merkeziydi. Fakat Tanrı Torak kıskanarak taşı çaldı. Çünkü Karanlık Yazgı, kendine vekil etmek için onun ruhuna sahip çıkmıştı. Derken Alornlar diye bilinen Alorya halkı Belgarath ile karşılaştı;
![]() |

