Skip to main content

David Eddings Marlorion Cilt 5 Kel Kahinesi

HAVA HAFİF, serin ve ömürlerinin başından sonuna kadaryapraklarını hiç dökmeyen koyu yeşil, reçineli ağaçlarınkokusuyla doluydu. Tepelerindeki karla kaplı alanlardanyansıyan gün ışığı göz kamaştırıyordu; ayrıca fersahlarca aşağıdaki Darshiva ve Gandahar ovalanndaki nehirleri beslemekiçin taşlı yataklarından gürleyip yuvarlanan suyun sesi de sürekli kulaklarındaydı. Suların Büyük Magan Nehri'yle mukadder buluşmaları için o gürüldeyişi ve yuvarlanışına, dağlan kaplayan, adeta özlemle semaya uzanmış gibi duran çam, köknar, ladin ağaçlarının koyu yeşil ormanı içinden geçen nihayetsiz rüzgârın yumuşak ve melankolik ahi eşlik ediyordu. Garion ile arkadaşlarının izledikleri kervan yolu gittikçe tırmandı, nehir yatakları boyunca dolandı, tepe sırtlarını aştı. Her sırta vardıklarında önlerine başka bir tepe sırtı çıkıyordu; hepsinin üzerinde ise insan aklının alamayacağı yükseklikteki zirvelerin -ebedi kardan örtüleriyle saf ve kadim görünen zirvelerin- gökyüzünün kubbesine değecek şekilde uzandığı kıtanın belkemiği yükseliyordu. Garion daha önce de dağlarda zaman geçirmişti ama şimdiye kadar hiç bu kadar muazzam zirveler görmemişti. O devasa sivri uçların fersah ve fersah uzakta olduğunu biliyordu ama dağ havası o kadar berraktı ki sanki uzansa dokunabilecekmiş gibi görünüyorlardı.Burada ebedi bir huzur vardı, aşağıdaki ovalarda hepsini rahatsız eden kargaşa ve endişeyi yıkayıp arıtan ve her türlü kaygı, hatta düşünceyi bile silip atan bir huzur. Sonunda sessizlik içersinde atlarını sürüp, hayranlıkla etraflarını seyretmekten başka bir şey yapamaz hale gelinceye kadar her dönemeç, her dağ sırtı, her biri bir öncekinden çok daha fazla harikalarla dolu yeni bir manzara sundu gözler önüne. Burada insanların eserleri solup önemsizleşmişti. İnsanlar bu ebedi dağlara hiç dokunmayacaklardı, hiç dokunamayacaklardı.Yaz vaktiydi; günler uzun ve güneşle doluydu.


Popular posts from this blog

OĞUZ SAYGIN HAFIZA TEKNIKLERI ILE BEYIN GÜCÜNÜ GELIŞTIRME

Öğrencilik yıllarımdan beri, içimde çok büyük kaynakların olduğuna inanıyordum. Ancak, geçen uzun yıllar boyunca bu kaynaklara ulasmanın yollarını bulamamıstım.Hafıza eğitimi ile tanıstığımda, aradığım kaynaklara giden aracı bulduğumu hissettim. Hafıza eğitiminde sağlamıs olduğum hızlı ilerleme, kendime olan özgüvenimi inanılmaz derecede artırdı. Her geçen gün, içimdeki büyük kaynaklara ulastığımı hissediyor ve çalısmalarımı daha da hızlandırıyordum. Bu çalısmalar sonucunda edindiğim bilgileri insanlara seminerler yoluyla aktarmaya basladım. Đstanbul'da ve Anadolu'nun birçok kentinde verdiğim sayısız seminerler sonunda hafıza eğitimi ile ilgili bir CD çıkarmaya karar verdim. Bu CD ülke çapında büyük bir ilgi gördü.Bir hafıza seminerim sırasında tanıstığım Ahmed Cemil Bey veiki oğlu Abdullah ve Muhammed'in hafıza eğitimi ile ilgiliçoközel çalısmalar yapmaları ve bu ise gönül vermeleri beni çok etkiledi. Abdullah ve Muhammed'le ülke çapında yapmıs olduğumuz basarılı ça...

NLP Değişim için Beyninizi Kullanın - Richard Bandler

Dünyaya gelmeni annen ve baban istediler. Bu onların işiydi.Ama yaşamak senin işindir. Sana pek çok şey öğreteceğiz ama yaşamayı öğrenmeyi sana bırakacağız. Onu tek başına öğreneceksin. Bu kitabı sana yazılmış mektuplar olarak oku. Şimdi değil, ilerde okuyacaksın, henüz beş yasındasın ama 2000 yılında on dört yaşında olacaksın.Okuduğun zaman belki kendi hayatını bulacaksın, belki o zamanlar nelerle uğraşmışlar diyeceksin. Ama bir zamanlar birinin senin hayatını düşündüğünü, senin geleceğini düşündüğünü anlayacaksın. Bu da o birine yetecektir. Hep ne güzel, yaşıyorum diyebilmeni diliyorum. Sevgim hep bütün insanların olacak... ÜCRETSİZ iNDİR BEKLEMEDEN İNDİR

Köprü - Ayse Kulin

Elmas da sargılı kollarını bebeğe uzatmıştı. Canını yakmaktan korkarak usulca bırakmıştı Bayram, oğlunu Elmas'ın kucağına. Şimdi burun burunaydılar Elmas'la Öksüz. Bir dişi hayvanla yavrusu gibi koklaşıyor, burunlarını birbirine sürütüyor, birbirlerinin boynuna gömülüyor ve tuhaf mırıltılar çıkartıyorlardı. Bebenin küçük elleri, Elmas'ın saçlarında, Elmas'ın dudakları bebenin yüzünde dolaşıyordu. Elmas, ne diğer hastaları ziyaret edenlerden ne de Bayram'dan hiç utanmadan, hiç gocunmadan, memesini çıkarıp bebenin ağzına vermişti. Bebek mutlu bir kedi yavrusu gibi guruldayarak şapır şupur emiyordu süt akıtmayan, kuru memeyi. Kadınla çocuk birbirleriyle iç içe geçmiş, tek vücut olmuş gibiydiler. Köprü... Olağanüstü bir bürokratın, otuz yıl bekledikten sonra kavuşulan bir köprünün ve doğunun töreye teslim olmuş insanların öyküsü. Ayşe Kulin'in kaleminden. (Tanıtım Bülteninden)