Skip to main content

Germinal - Emile Zola

Emile Zolarar karşılaştı. Önce bu ateşin nasıl olup da bu derece uzaktan farkedi-lebileceğini anlayamadı, fakat dikkat edince karanlıklar içinde fabrikaya benzeyen bir binanın yükseldiğini gördü. Evet, pencerelerinden hafif ışıkların sızdığı bu büyük bina ve onun yanındaki baca, bir fabrikanın varlığının belirtisiydi. Adam buranın bir maden ocağı olduğunu anlamakta gecikmedi. Ümitsizlikle omuzlarını silkti, nasıl olsa burada da bir iş bulamayacaktı! Sol tarafındaki binalara ilerlemektense maden ocağına doğru gitmeyi tercih etti. İşçileri aydınlat» k ve ısıtmak için, demir kaplar içinde kömür ateşleri yakılmıştı. Bir tarafa da yığılmış olan topraklan boşaltmak için işçiler çalışmalanna devam ediyorlardı. Adam arabacılardan birinin yanına yaklaşarak:"Merhaba," dedi.Başında bir şapka, sırtında ise yün bir ceket olan ihtiyar arabacı hareketsiz duruyor ve arabasının yüklenmesini bekliyordu. Yanında ise genç bir işçi arabaya toprak dolduruyordu. İhtiyar arabacı adamın selamına "merhaba" ile karşılık verdikten sonra kısa bir sessizlik oldu.Bunu üzerine yolcu:"İsmim Etienne Lantier'dir, makinistim, acaba burada bir iş bulabilir miyim?" diye sordu.Demir kaplann içinde harıl hani yanan alevler yüzünü aydınlatı-yodu. Yirmi, yirmi bir yaşlarında kadar vardı, esmerdi, ufak tefek olmasına karşın sağlam yapılı bir gençti. Bir hayli de yakışıklıydı. Arabacı kendisini şöylece bir süzdükten sonra:"Burada makiniste göre iş yok," dedi.Bir şeyler daha söyledi ama, esen şiddetli bir rüzgâr bu sözlerin anlaşılmasına engel oldu. Etienne ilerideki karaltıyı göstererek sordu:"Ocak, değil mi?"İhtiyar arabacı cevap veremedi, şiddetli bir öksürük kendisini iki büklüm etmişti. Sonunda bir iki kez tükürüp yutkunduktan sonra:"Evet, ocak, Voreux ocağı..." dedi.




Popular posts from this blog

OĞUZ SAYGIN HAFIZA TEKNIKLERI ILE BEYIN GÜCÜNÜ GELIŞTIRME

Öğrencilik yıllarımdan beri, içimde çok büyük kaynakların olduğuna inanıyordum. Ancak, geçen uzun yıllar boyunca bu kaynaklara ulasmanın yollarını bulamamıstım.Hafıza eğitimi ile tanıstığımda, aradığım kaynaklara giden aracı bulduğumu hissettim. Hafıza eğitiminde sağlamıs olduğum hızlı ilerleme, kendime olan özgüvenimi inanılmaz derecede artırdı. Her geçen gün, içimdeki büyük kaynaklara ulastığımı hissediyor ve çalısmalarımı daha da hızlandırıyordum. Bu çalısmalar sonucunda edindiğim bilgileri insanlara seminerler yoluyla aktarmaya basladım. Đstanbul'da ve Anadolu'nun birçok kentinde verdiğim sayısız seminerler sonunda hafıza eğitimi ile ilgili bir CD çıkarmaya karar verdim. Bu CD ülke çapında büyük bir ilgi gördü.Bir hafıza seminerim sırasında tanıstığım Ahmed Cemil Bey veiki oğlu Abdullah ve Muhammed'in hafıza eğitimi ile ilgiliçoközel çalısmalar yapmaları ve bu ise gönül vermeleri beni çok etkiledi. Abdullah ve Muhammed'le ülke çapında yapmıs olduğumuz basarılı ça...

NLP Değişim için Beyninizi Kullanın - Richard Bandler

Dünyaya gelmeni annen ve baban istediler. Bu onların işiydi.Ama yaşamak senin işindir. Sana pek çok şey öğreteceğiz ama yaşamayı öğrenmeyi sana bırakacağız. Onu tek başına öğreneceksin. Bu kitabı sana yazılmış mektuplar olarak oku. Şimdi değil, ilerde okuyacaksın, henüz beş yasındasın ama 2000 yılında on dört yaşında olacaksın.Okuduğun zaman belki kendi hayatını bulacaksın, belki o zamanlar nelerle uğraşmışlar diyeceksin. Ama bir zamanlar birinin senin hayatını düşündüğünü, senin geleceğini düşündüğünü anlayacaksın. Bu da o birine yetecektir. Hep ne güzel, yaşıyorum diyebilmeni diliyorum. Sevgim hep bütün insanların olacak... ÜCRETSİZ iNDİR BEKLEMEDEN İNDİR

Köprü - Ayse Kulin

Elmas da sargılı kollarını bebeğe uzatmıştı. Canını yakmaktan korkarak usulca bırakmıştı Bayram, oğlunu Elmas'ın kucağına. Şimdi burun burunaydılar Elmas'la Öksüz. Bir dişi hayvanla yavrusu gibi koklaşıyor, burunlarını birbirine sürütüyor, birbirlerinin boynuna gömülüyor ve tuhaf mırıltılar çıkartıyorlardı. Bebenin küçük elleri, Elmas'ın saçlarında, Elmas'ın dudakları bebenin yüzünde dolaşıyordu. Elmas, ne diğer hastaları ziyaret edenlerden ne de Bayram'dan hiç utanmadan, hiç gocunmadan, memesini çıkarıp bebenin ağzına vermişti. Bebek mutlu bir kedi yavrusu gibi guruldayarak şapır şupur emiyordu süt akıtmayan, kuru memeyi. Kadınla çocuk birbirleriyle iç içe geçmiş, tek vücut olmuş gibiydiler. Köprü... Olağanüstü bir bürokratın, otuz yıl bekledikten sonra kavuşulan bir köprünün ve doğunun töreye teslim olmuş insanların öyküsü. Ayşe Kulin'in kaleminden. (Tanıtım Bülteninden)