
Ne demokrasi, ne ekonomi, ne hukuk, ne din, ne de ahlâk anlayışlarımız artık bize yeterli gelmiyor. İnsana ters, yanlış, eksik ve yetersiz. Çarpık inançların, yanlış görüşlerin, farklı ve eksik bir insan anlayışının ürünü. Demokraside hiçbir zaman bireyin iradesi temsil edilmiyor. Çıkarcı bir oyuna alet olmaktan ileri gidemiyor insanlar. Kendilerini önemli bir kişi kılabilmek için yaptıkları işleri abartıp, yüceltmeyi de pek severler. Ve o "eşit idare" adı verilen demokrasi uğruna, şehit bile olurlar. Ekonomide siz, istediğiniz ve ihtiyacınız olan şeyleri mi alıp, tükettiğinizi sanıyorsunuz? Deniliyor ki: "Herkes kendi bireysel çıkar ve menfaatini gözetir ve kollarken, bütünün çıkarına da hizmet eder" ya da "tam rekabet kuralları, firmaları üretim ve fiyat açısından dengeye sokar, bu da bireyin yararına olur". Kimi kandırıyorsunuz ya da siz hâlâ bu masallara inanıyor musunuz? İnsanlar artık kullanılmak ve başkalarının çıkarları doğrultusunda davranmak istemiyorlar. Descartes'in "düşünüyorum, öyleyse varım" deyişiyle zirveye ulaşan bireysel ayrımcılık ve izolasyon süreci, artık tarihsel gelişim içindeki görevini tamamladı ve işlevini bitirdi. İnsanlar şimdi daha değişik ve daha yeni, fakat daha farklı şeylerin özlemini duyuyor, ihtiyacını hissediyorlar.