Gözlemciye sık sık insanın doğuştan yıkıcı hareketlerinin kanıtlan olarak görünen bazı derine gömülü, arkaik (çok eskiye ait) deneyimler, yıkıcılıktan çok farklıdır. Bu deneyimler yıkıcı hareketlere yol açmakla birlikte, bunlann güdüsünün yıkma tutkusu olmadığını daha derinlemesine bir çözümleme ortaya koyabilir.
Bunun bir örneği, çoğu kez "kana susamıştık" olarak adlandmlan kan dökme tutkusudur.Kılgısal amaçlan yönünden, bir kişinin kanını akıtmak o kişiyi öldürmek demektir, bu nedenle de "öldürme" ile "kan akıtma" eşanlamlıdır. Ne var ki, öldürme hazzından apayn, arkaik bir kan dökme hazzının bulunup bulunamayacağı sorusu ortaya çıkmaktadır.Derin, arkaik bir deneyim düzeyinde, kan çok özel bir maddedir. Hemen her zaman, kan yaşamla ve yaşam gücüyle bir tutulmuştur ve bedenden doğan üç kutsal maddeden birisidir.Öteki iki kutsal madde ersuyu ve süttür. Ersuyu erkeği anlatıma kavuştururken, süt de dişiyi ve anne yaratıcılığını anlatıma kavuşturur ve bu maddelerin her ikisi de birçok tapımda ve
kuttörende kutsal sayılmıştır. Kan, erkek ile dişi arasındaki farklılığı aşar. En derin deneyim katmanlannda, kişi, kan akıtarak, yaşam-gücünü büyüsel bir biçimde ele geçirir. Kanın dinsel amaçlarla kullanıldığı çok iyi bilinmektedir, ibrani ta-pınaklanndaki din adanılan, ayinin bir parçası olarak kesilen hayvanlann kanını çevreye serperlerdi. Aztek dinadamlan, tannlanna, kurbanlannın
8 SALDIRGANLIK ÎLE YIKICILIĞIN ÇEŞİTLERİ

