Skip to main content

Ilyuşa - Mihail Aleksandroviç Şolohov

Sahibim," diyerek devam etti metal düğme. "Kabarık saçlı, çatık kaşlıydı ama neşeli gözleri vardı. Çok çalışırdı. Ders
çalışmadığında garda hamallık yapardı. Bütün gün Genç Mu
 hafız şarkısını söylerdi. Harcamalarını sadece temel gereksinmelerine indirgemişti. Bir çift yeni pantalon satın aldı, onlarla birlikte beni de. Yalnız bu pantolonu kullandığı söylenemez. Diğer beş delikanlıyla birlikte kullanırdı. Genç ve kuvvetliydiler, parfüm değil, gençlik ve direnç kokarlardı. Kabarık saçlı, hep okuyordu. Sık sık bölge komitesinde konuşmalar yapardı. Uygun bir ifade bulamadığında, pantalonunu çekiştirirdi. Bunu yapardı, çünkü göbek diye bir şey yoktu.Orada komünizmin kokusuyla iyice ıslanırdım; inanın bana,kendimi çok iyi ve çılgın gibi hissederdim.Çocuklar bir gün eve sıkıntı ve kederle geldiler. Tarihsel Maddecilik kitabını almışlar, Gençlik Gerçeği ne abone olmuşlardı, paraları kalmamıştı. Bir  iki saat sessizce oturup dü şündüler. Sonra kabarık saçlı, beni sevgiyle çekiştirdi ve coşkuyla konuştu: "Emek Fakültesi ndeki çalışmalarımızı mı tamamlayalım yoksa yeni pantolon mu alalım? Haydi çocuklar, gidelim ve onları pazarda satalım. Müthiş bir neşeyle pantalonlar toplandı. Ama bu arada ben orada kaldım. Yarım saat sonra, hepsi yere uzanmış Tarihsel Maddecilik ı okuyorlardı, Yatağı n altında yatarken, düşündüm: "Er ya da geç güvenilir savaşçı bir komünist gelecek ve kabarık saçlı delikanlı gibi bana değer verecek...""Evet, elbette..." diyen kemik düğme kekeledi.Ama metal düğme, bir küçük görmeyle yere baktı ve komşularına arkasını döndü.





Popular posts from this blog

OĞUZ SAYGIN HAFIZA TEKNIKLERI ILE BEYIN GÜCÜNÜ GELIŞTIRME

Öğrencilik yıllarımdan beri, içimde çok büyük kaynakların olduğuna inanıyordum. Ancak, geçen uzun yıllar boyunca bu kaynaklara ulasmanın yollarını bulamamıstım.Hafıza eğitimi ile tanıstığımda, aradığım kaynaklara giden aracı bulduğumu hissettim. Hafıza eğitiminde sağlamıs olduğum hızlı ilerleme, kendime olan özgüvenimi inanılmaz derecede artırdı. Her geçen gün, içimdeki büyük kaynaklara ulastığımı hissediyor ve çalısmalarımı daha da hızlandırıyordum. Bu çalısmalar sonucunda edindiğim bilgileri insanlara seminerler yoluyla aktarmaya basladım. Đstanbul'da ve Anadolu'nun birçok kentinde verdiğim sayısız seminerler sonunda hafıza eğitimi ile ilgili bir CD çıkarmaya karar verdim. Bu CD ülke çapında büyük bir ilgi gördü.Bir hafıza seminerim sırasında tanıstığım Ahmed Cemil Bey veiki oğlu Abdullah ve Muhammed'in hafıza eğitimi ile ilgiliçoközel çalısmalar yapmaları ve bu ise gönül vermeleri beni çok etkiledi. Abdullah ve Muhammed'le ülke çapında yapmıs olduğumuz basarılı ça...

NLP Değişim için Beyninizi Kullanın - Richard Bandler

Dünyaya gelmeni annen ve baban istediler. Bu onların işiydi.Ama yaşamak senin işindir. Sana pek çok şey öğreteceğiz ama yaşamayı öğrenmeyi sana bırakacağız. Onu tek başına öğreneceksin. Bu kitabı sana yazılmış mektuplar olarak oku. Şimdi değil, ilerde okuyacaksın, henüz beş yasındasın ama 2000 yılında on dört yaşında olacaksın.Okuduğun zaman belki kendi hayatını bulacaksın, belki o zamanlar nelerle uğraşmışlar diyeceksin. Ama bir zamanlar birinin senin hayatını düşündüğünü, senin geleceğini düşündüğünü anlayacaksın. Bu da o birine yetecektir. Hep ne güzel, yaşıyorum diyebilmeni diliyorum. Sevgim hep bütün insanların olacak... ÜCRETSİZ iNDİR BEKLEMEDEN İNDİR

Köprü - Ayse Kulin

Elmas da sargılı kollarını bebeğe uzatmıştı. Canını yakmaktan korkarak usulca bırakmıştı Bayram, oğlunu Elmas'ın kucağına. Şimdi burun burunaydılar Elmas'la Öksüz. Bir dişi hayvanla yavrusu gibi koklaşıyor, burunlarını birbirine sürütüyor, birbirlerinin boynuna gömülüyor ve tuhaf mırıltılar çıkartıyorlardı. Bebenin küçük elleri, Elmas'ın saçlarında, Elmas'ın dudakları bebenin yüzünde dolaşıyordu. Elmas, ne diğer hastaları ziyaret edenlerden ne de Bayram'dan hiç utanmadan, hiç gocunmadan, memesini çıkarıp bebenin ağzına vermişti. Bebek mutlu bir kedi yavrusu gibi guruldayarak şapır şupur emiyordu süt akıtmayan, kuru memeyi. Kadınla çocuk birbirleriyle iç içe geçmiş, tek vücut olmuş gibiydiler. Köprü... Olağanüstü bir bürokratın, otuz yıl bekledikten sonra kavuşulan bir köprünün ve doğunun töreye teslim olmuş insanların öyküsü. Ayşe Kulin'in kaleminden. (Tanıtım Bülteninden)