Skip to main content

Dubrovski - Alexander Puşkin

Köylülerin seçtiği muhtar, hilekârlığı da elden bırakmayarak kendilerine öylesine göz yumuyordu ki, İvan Petroviç, angarya çalışma usulünü kaldırarak yerine çok ehven, senelik bir vergi koymak zorunda kaldı. Ama bu kez de köylüler onun bu yumuşaklığından yararlanarak birinci yıl kendileri için özel yumuşaklığından yararlanarak birinci yıl kendileri için özel bir kolaylık gösterilmesini istediler. İkinci yıl ise, verginin üçte ikisinden çoğunu ceviz, kırmızı yaban mersini ve buna benzer şeylerle ödediler. Bu halinde bile vergiyi zamanında ödemiyorlardı.İvan Petroviç in merhum babasının dostu olmam dolayısıyla oğluna da öğütlerimi önermeyi bir borç saydım ve İvan Petroviç in umursamazlığı yüzünden bozulan eski düzeni kurmağa bir çok seferler kalkıştım. Bu amaçla kendisine gittiğim bir gün çiftlik defterini istedim. Hileci muhtarı çağırttım ve İvan Petroviç in yanında defterleri incelemeye koyuldum. Genç çiftlik sahibi ilkin büyük bir gayret ve dikkatle beni izledi. Ama hesaplara göre son iki yıl  içinde köylü sayısı arttığı halde kümes hayvanlarıyla davar sayısının kasıtlı olarak azaldığı anlaşılınca İvan Petroviç bu ilk bilgileri yeter buldu ve bundan sonra artık beni dinlemez oldu. Araştırmalarım ve sıkıcı sorgularım sonucunda tam hileci muhtarı fena halde şaşırttığım ve ağzını açamaz hale getirdiğim bir sırada, derin derin horlamakta olduğunu üzülerek işittim. O zamandan beri de onun çiftlik işlerine karışamaz oldum. Onu (kendisinin de yaptığı gibi) Tanrı ya havale ettim.






Popular posts from this blog

OĞUZ SAYGIN HAFIZA TEKNIKLERI ILE BEYIN GÜCÜNÜ GELIŞTIRME

Öğrencilik yıllarımdan beri, içimde çok büyük kaynakların olduğuna inanıyordum. Ancak, geçen uzun yıllar boyunca bu kaynaklara ulasmanın yollarını bulamamıstım.Hafıza eğitimi ile tanıstığımda, aradığım kaynaklara giden aracı bulduğumu hissettim. Hafıza eğitiminde sağlamıs olduğum hızlı ilerleme, kendime olan özgüvenimi inanılmaz derecede artırdı. Her geçen gün, içimdeki büyük kaynaklara ulastığımı hissediyor ve çalısmalarımı daha da hızlandırıyordum. Bu çalısmalar sonucunda edindiğim bilgileri insanlara seminerler yoluyla aktarmaya basladım. Đstanbul'da ve Anadolu'nun birçok kentinde verdiğim sayısız seminerler sonunda hafıza eğitimi ile ilgili bir CD çıkarmaya karar verdim. Bu CD ülke çapında büyük bir ilgi gördü.Bir hafıza seminerim sırasında tanıstığım Ahmed Cemil Bey veiki oğlu Abdullah ve Muhammed'in hafıza eğitimi ile ilgiliçoközel çalısmalar yapmaları ve bu ise gönül vermeleri beni çok etkiledi. Abdullah ve Muhammed'le ülke çapında yapmıs olduğumuz basarılı ça...

NLP Değişim için Beyninizi Kullanın - Richard Bandler

Dünyaya gelmeni annen ve baban istediler. Bu onların işiydi.Ama yaşamak senin işindir. Sana pek çok şey öğreteceğiz ama yaşamayı öğrenmeyi sana bırakacağız. Onu tek başına öğreneceksin. Bu kitabı sana yazılmış mektuplar olarak oku. Şimdi değil, ilerde okuyacaksın, henüz beş yasındasın ama 2000 yılında on dört yaşında olacaksın.Okuduğun zaman belki kendi hayatını bulacaksın, belki o zamanlar nelerle uğraşmışlar diyeceksin. Ama bir zamanlar birinin senin hayatını düşündüğünü, senin geleceğini düşündüğünü anlayacaksın. Bu da o birine yetecektir. Hep ne güzel, yaşıyorum diyebilmeni diliyorum. Sevgim hep bütün insanların olacak... ÜCRETSİZ iNDİR BEKLEMEDEN İNDİR

Köprü - Ayse Kulin

Elmas da sargılı kollarını bebeğe uzatmıştı. Canını yakmaktan korkarak usulca bırakmıştı Bayram, oğlunu Elmas'ın kucağına. Şimdi burun burunaydılar Elmas'la Öksüz. Bir dişi hayvanla yavrusu gibi koklaşıyor, burunlarını birbirine sürütüyor, birbirlerinin boynuna gömülüyor ve tuhaf mırıltılar çıkartıyorlardı. Bebenin küçük elleri, Elmas'ın saçlarında, Elmas'ın dudakları bebenin yüzünde dolaşıyordu. Elmas, ne diğer hastaları ziyaret edenlerden ne de Bayram'dan hiç utanmadan, hiç gocunmadan, memesini çıkarıp bebenin ağzına vermişti. Bebek mutlu bir kedi yavrusu gibi guruldayarak şapır şupur emiyordu süt akıtmayan, kuru memeyi. Kadınla çocuk birbirleriyle iç içe geçmiş, tek vücut olmuş gibiydiler. Köprü... Olağanüstü bir bürokratın, otuz yıl bekledikten sonra kavuşulan bir köprünün ve doğunun töreye teslim olmuş insanların öyküsü. Ayşe Kulin'in kaleminden. (Tanıtım Bülteninden)