Skip to main content

Tek Perdelik 9 Oyun - Anton Çehov

Olay, Rusya'nın güney yöresinde geçer. Tikhon'un hanında büyük bir oda. Meyhane de denebilir. Sağda tezgâh. Üzerinde, arkadaki raflarda şişeler. Fonda yola açılan bir kapı; dışarda üzerinde kirli, kırmızı, küçük bir fener asılı. Yerde, duvarlara bitişik sıralarda hacılarla yolcular. Bazıları, yere çökmüş, dizlerine kapanmış, uyuklamakta. Vakit gece yarısı... Perde gök gü-rültüsüyle açılır. Çakan şimşeğin ışığı görülür açık kapıdan. Tikhon, tezgâhın ardında... Fedya, sıralardan birine yarı uzanmış, akordeon çalmakta... Bortsov, eski, partal bir yazlık palto giymiş, Fedya'nın yanında oturmakta... Savva, Nazarovna, Yefimovna yerde, sıraların yanında, yatmakta...YEFİMOVNA: (Nazarouna'yct) Baksana anacığım, şu ihtiyarcığı bir sarsalasana! Öbür tarafa göçüyor galiba?NAZAROVNA: (Savva'nın yüzündeki partal giysinin ucunu kaldırır) Tanrı Adamı! Hey, Tanrı Adamı! Yaşıyor musun, ölüyor musun?SAVVA: Ne diye öleyim? Yaşıyorum anacığım.(Doğrulur) Bacaklarımı örter misin?..Hah, şöyle... Sağdakini de...Tamam, öylesi iyi. Tanrı sağlığını daim etsin! NAZAROVNA: (Sauua'nın bacaklarını örter) Hadi, şimdi uyu babacığım.SAVVA: Nasıl uyuyayım? Acı rahat bırakmıyor ki! Benim gibi günahkârların huzur içinde yaşamaya haklarıyok... Bu gürültü de ne?NAZAROVNA: Tanrı fırtınanın dik alasını yolluyor bize. Rüzgâr uluyor, yağmur durmaksızın yağıyor.Dama, pencerelere bezelye taneleri gibi iniyor... Duyuyor musun? Göklerdeki kötülüklerin kapıları açılmış!(Gök gürler) Tanrım! Tanrım! Tanrım!FEDYA: Gök gürlüyor, uluyor; iniyor gök! Anlaşılan sonu gelmeyecek. Vuu... Vuu... Ormanın uğultusu gibi...Vuu... Vuu... Rüzgâr köpek gibi uluyor. (Titrer) Amma da soğuk ha! Urbalarım sırılsıklam. Sıksam,şarıl sarıl su akar... Kapı da ardına kadar açılmış! (Akordeonunu usuldan çalmaya çalışır) Akordeonum da ıslanmış, dini bütünler! Sesi zar zor çıkıyor. Yoksa öyle bir konser verirdim ki size, akimiz dururdu. Örneğin ünlü bir parça... Bir kadril, bir polka; ya da bizim havalardan. Hepsinin de üstesinden gelirdim, ha! Şehirde,Büyük Otel'de garsonluk yaparken, hiç para biriktirmedim. Elime geçeni hep müziğe, çalgıya yatırdım.Çalgı çalmaya... Gitar bile çalarım.




Popular posts from this blog

OĞUZ SAYGIN HAFIZA TEKNIKLERI ILE BEYIN GÜCÜNÜ GELIŞTIRME

Öğrencilik yıllarımdan beri, içimde çok büyük kaynakların olduğuna inanıyordum. Ancak, geçen uzun yıllar boyunca bu kaynaklara ulasmanın yollarını bulamamıstım.Hafıza eğitimi ile tanıstığımda, aradığım kaynaklara giden aracı bulduğumu hissettim. Hafıza eğitiminde sağlamıs olduğum hızlı ilerleme, kendime olan özgüvenimi inanılmaz derecede artırdı. Her geçen gün, içimdeki büyük kaynaklara ulastığımı hissediyor ve çalısmalarımı daha da hızlandırıyordum. Bu çalısmalar sonucunda edindiğim bilgileri insanlara seminerler yoluyla aktarmaya basladım. Đstanbul'da ve Anadolu'nun birçok kentinde verdiğim sayısız seminerler sonunda hafıza eğitimi ile ilgili bir CD çıkarmaya karar verdim. Bu CD ülke çapında büyük bir ilgi gördü.Bir hafıza seminerim sırasında tanıstığım Ahmed Cemil Bey veiki oğlu Abdullah ve Muhammed'in hafıza eğitimi ile ilgiliçoközel çalısmalar yapmaları ve bu ise gönül vermeleri beni çok etkiledi. Abdullah ve Muhammed'le ülke çapında yapmıs olduğumuz basarılı ça...

Köprü - Ayse Kulin

Elmas da sargılı kollarını bebeğe uzatmıştı. Canını yakmaktan korkarak usulca bırakmıştı Bayram, oğlunu Elmas'ın kucağına. Şimdi burun burunaydılar Elmas'la Öksüz. Bir dişi hayvanla yavrusu gibi koklaşıyor, burunlarını birbirine sürütüyor, birbirlerinin boynuna gömülüyor ve tuhaf mırıltılar çıkartıyorlardı. Bebenin küçük elleri, Elmas'ın saçlarında, Elmas'ın dudakları bebenin yüzünde dolaşıyordu. Elmas, ne diğer hastaları ziyaret edenlerden ne de Bayram'dan hiç utanmadan, hiç gocunmadan, memesini çıkarıp bebenin ağzına vermişti. Bebek mutlu bir kedi yavrusu gibi guruldayarak şapır şupur emiyordu süt akıtmayan, kuru memeyi. Kadınla çocuk birbirleriyle iç içe geçmiş, tek vücut olmuş gibiydiler. Köprü... Olağanüstü bir bürokratın, otuz yıl bekledikten sonra kavuşulan bir köprünün ve doğunun töreye teslim olmuş insanların öyküsü. Ayşe Kulin'in kaleminden. (Tanıtım Bülteninden)

NLP Değişim için Beyninizi Kullanın - Richard Bandler

Dünyaya gelmeni annen ve baban istediler. Bu onların işiydi.Ama yaşamak senin işindir. Sana pek çok şey öğreteceğiz ama yaşamayı öğrenmeyi sana bırakacağız. Onu tek başına öğreneceksin. Bu kitabı sana yazılmış mektuplar olarak oku. Şimdi değil, ilerde okuyacaksın, henüz beş yasındasın ama 2000 yılında on dört yaşında olacaksın.Okuduğun zaman belki kendi hayatını bulacaksın, belki o zamanlar nelerle uğraşmışlar diyeceksin. Ama bir zamanlar birinin senin hayatını düşündüğünü, senin geleceğini düşündüğünü anlayacaksın. Bu da o birine yetecektir. Hep ne güzel, yaşıyorum diyebilmeni diliyorum. Sevgim hep bütün insanların olacak... ÜCRETSİZ iNDİR BEKLEMEDEN İNDİR