Skip to main content

BARBARA VINE ASTA'NIN GÜNLÜĞÜ

"Kopenhag sokaklarında kutup ayısı var mı?" diye sordu. Sokaktan geçenleri yakalayıp dedikodu yapabilmek için bütün gün bahçe kapısının arkasında bekleyen kadın, Đngiliz olmadığım, iyi Đngilizce konusamadığım ve bazı sözcükleri söylemekte zorlandığım için hem yabanî hem de yarı kaçık olduğumu düsünmüs olmalı. Buradakilerin çoğu bizi böyle görüyor. Burada yabancı (bizi yabancı sayıyorlar) bulunmadığından değil, çevrede Avrupa'nın her kösesinden gelmis insan var, ama hiçbirimizi sevmiyorlar. Bizim hayvanlar gibi yasadığımızı ve ellerinden islerini aldığımızı söylüyorlar.
Zavallı küçük Mogens, kim bilir okulda nelerle karsılasıyor Bana hiçbir sey söylemiyor; hos ben de sormuyorum, çünkü bilmek istemiyorum. Artık kötü seyler duymak istemiyorum.Güzel seyler duymak istiyorum, ama onları bulmak bu uzun ve gri sokaklarda bir çiçeğe rastlamak gibi. Gözlerimi kapayıp Hortensiavej'i, kayın ağaçlarını ve çilekleri düslüyorum. Bu sabah, günesin ve sıcağın altında -günes ısığı bir kentte hiç de güzel değildi- Richmond Caddesi'nin kösesindeki kırtasiyeye gidip bu defteri satın aldım. Ne söyleyeceğimi, hangi sözcükleri kullanacağımı uzun uzun düsündüm. Yanlıslık yapmamıs olmalıyım ki, dükkân sahibi sırıtıp bir elini kulağına atarak bana doğru eğileceği yerde basını sallamakla yetindi ve bana iki değisik defter gösterdi. Biri kalın siyah kapaklı, altı penilik bir seydi, diğeri ise kâğıt kapaklı, çizgili ve daha ucuz bir defter. Bu gibi seylere para harcamaya hakkım olmadığı için ucuz olanını seçmek zorunda kaldım. Rasmus döndüğünde, para harcama konusunda dünyanın en kötüsü olmasına rağmen, harcadığım her peninin hesabını soracaktır.





Popular posts from this blog

OĞUZ SAYGIN HAFIZA TEKNIKLERI ILE BEYIN GÜCÜNÜ GELIŞTIRME

Öğrencilik yıllarımdan beri, içimde çok büyük kaynakların olduğuna inanıyordum. Ancak, geçen uzun yıllar boyunca bu kaynaklara ulasmanın yollarını bulamamıstım.Hafıza eğitimi ile tanıstığımda, aradığım kaynaklara giden aracı bulduğumu hissettim. Hafıza eğitiminde sağlamıs olduğum hızlı ilerleme, kendime olan özgüvenimi inanılmaz derecede artırdı. Her geçen gün, içimdeki büyük kaynaklara ulastığımı hissediyor ve çalısmalarımı daha da hızlandırıyordum. Bu çalısmalar sonucunda edindiğim bilgileri insanlara seminerler yoluyla aktarmaya basladım. Đstanbul'da ve Anadolu'nun birçok kentinde verdiğim sayısız seminerler sonunda hafıza eğitimi ile ilgili bir CD çıkarmaya karar verdim. Bu CD ülke çapında büyük bir ilgi gördü.Bir hafıza seminerim sırasında tanıstığım Ahmed Cemil Bey veiki oğlu Abdullah ve Muhammed'in hafıza eğitimi ile ilgiliçoközel çalısmalar yapmaları ve bu ise gönül vermeleri beni çok etkiledi. Abdullah ve Muhammed'le ülke çapında yapmıs olduğumuz basarılı ça...

NLP Değişim için Beyninizi Kullanın - Richard Bandler

Dünyaya gelmeni annen ve baban istediler. Bu onların işiydi.Ama yaşamak senin işindir. Sana pek çok şey öğreteceğiz ama yaşamayı öğrenmeyi sana bırakacağız. Onu tek başına öğreneceksin. Bu kitabı sana yazılmış mektuplar olarak oku. Şimdi değil, ilerde okuyacaksın, henüz beş yasındasın ama 2000 yılında on dört yaşında olacaksın.Okuduğun zaman belki kendi hayatını bulacaksın, belki o zamanlar nelerle uğraşmışlar diyeceksin. Ama bir zamanlar birinin senin hayatını düşündüğünü, senin geleceğini düşündüğünü anlayacaksın. Bu da o birine yetecektir. Hep ne güzel, yaşıyorum diyebilmeni diliyorum. Sevgim hep bütün insanların olacak... ÜCRETSİZ iNDİR BEKLEMEDEN İNDİR

Köprü - Ayse Kulin

Elmas da sargılı kollarını bebeğe uzatmıştı. Canını yakmaktan korkarak usulca bırakmıştı Bayram, oğlunu Elmas'ın kucağına. Şimdi burun burunaydılar Elmas'la Öksüz. Bir dişi hayvanla yavrusu gibi koklaşıyor, burunlarını birbirine sürütüyor, birbirlerinin boynuna gömülüyor ve tuhaf mırıltılar çıkartıyorlardı. Bebenin küçük elleri, Elmas'ın saçlarında, Elmas'ın dudakları bebenin yüzünde dolaşıyordu. Elmas, ne diğer hastaları ziyaret edenlerden ne de Bayram'dan hiç utanmadan, hiç gocunmadan, memesini çıkarıp bebenin ağzına vermişti. Bebek mutlu bir kedi yavrusu gibi guruldayarak şapır şupur emiyordu süt akıtmayan, kuru memeyi. Kadınla çocuk birbirleriyle iç içe geçmiş, tek vücut olmuş gibiydiler. Köprü... Olağanüstü bir bürokratın, otuz yıl bekledikten sonra kavuşulan bir köprünün ve doğunun töreye teslim olmuş insanların öyküsü. Ayşe Kulin'in kaleminden. (Tanıtım Bülteninden)