Theodore toprağın altında... Tabutu, en sevdiği yer olan Sagamore Tepesi yakın-larında kumlu toprağa bırakıldığında, duyduğum his kadar anlamsızlaşıyor, yazdıkça kelimelerim. Bu öğleden sonra orada, soğuk ocak rüzgârlarının estiği Long Island So-und'da dururken, kesinlikle bir saka olmalı bu. diye düşün-düm. Kesinlikle şimdi tabutun kapağını açacak, yüzündeki komik gülümsemeyle gözlerimizi kamaştıracak ve yüksek perdeli kahkahası kulaklarımızda çınlayacak. Sonra, yapa-cak işler olduğunu -harekete geçmek gerektiğini- haykıra-cak. Biz de. az bulunan bir tür semenderi, bu küçük sürün-genin yuvası üstüne pis kokulu bir fabrika kurmak isteyen acımasız bir endüstri devinin hışmından korumakla görevli savaşçılar olacağız. Böyle hayallere kapılan yalnız ben de-ğildim. Cenaze törenindeki herkesin benzer bir beklenti içinde olduğu yüzlerinden okunuyordu. Bütün raporlar, ül- 4 * Caleb Carr kenin ve dünyanın büyük bir çoğunluğunun da aynı şekil-de hissettiğini gösteriyor. Theodore Roosevelt'in ölmüş ol-duğu gerçeği kabul edilemiyor. İnsanlar kabullenmeye yanaşmasa da aslında o, çok da-ha uzun bir zamandır, oğlu Quentin'in, Great Butchery'nin son günlerinde öldürülüşünden bu yana, ağır ağır ölmek-teydi. Cecil Spring-Rice bir keresinde, Britanyalılara has o şefkatli ve iğneleyici ses tonuyla, Roosevelt'in hayatı boyun-ca altılı yaşlarda kaldığını söylemişti. Herm Hagedorn da, Quentin'in 1918 yazında vuruluşundan sonra, Theodore'un içindeki çocuğun öldüğünü fark etmişti. Bu gece Delmoni-co'nun yerinde Laszlo Kreizler'le akşam yemeği yedik. Ona Hagedorn'un söylediklerinden bahsettim.Yemeğin kalan bölümünde Quentin'in ölümünün Theodore için çok üzücü olmaktan öte bir anlam taşımasının nedenleri üzerine uzun ve tutkulu açıklamalara maruz kaldım. Theodore, 'zor ha-yat' felsefesini tüm çocuklarına aşılamaya çalıştığı ve çocuk-larının da sevgili babalarını memnun edebilmek uğruna kendilerini kasten tehlikeye attıkları için, kendini son dere-ce suçlu hissediyordu. Keder, Theodore için neredeyse kat-lanılamazdı. Ne zaman yakın birinin ölümüyle karşılaşsa, bu savaşa devam edemeyecekmiş gibi görünürdü, bunu hep biliyordum. Ama ancak bu gece Kreizler'i dinlerken, kendini zaman zaman adalet timsali hissediyor görünen yir-mi altıncı başkan için manevi belirsizliğin de çekilmez bir şey olduğunu anladım.
Öğrencilik yıllarımdan beri, içimde çok büyük kaynakların olduğuna inanıyordum. Ancak, geçen uzun yıllar boyunca bu kaynaklara ulasmanın yollarını bulamamıstım.Hafıza eğitimi ile tanıstığımda, aradığım kaynaklara giden aracı bulduğumu hissettim. Hafıza eğitiminde sağlamıs olduğum hızlı ilerleme, kendime olan özgüvenimi inanılmaz derecede artırdı. Her geçen gün, içimdeki büyük kaynaklara ulastığımı hissediyor ve çalısmalarımı daha da hızlandırıyordum. Bu çalısmalar sonucunda edindiğim bilgileri insanlara seminerler yoluyla aktarmaya basladım. Đstanbul'da ve Anadolu'nun birçok kentinde verdiğim sayısız seminerler sonunda hafıza eğitimi ile ilgili bir CD çıkarmaya karar verdim. Bu CD ülke çapında büyük bir ilgi gördü.Bir hafıza seminerim sırasında tanıstığım Ahmed Cemil Bey veiki oğlu Abdullah ve Muhammed'in hafıza eğitimi ile ilgiliçoközel çalısmalar yapmaları ve bu ise gönül vermeleri beni çok etkiledi. Abdullah ve Muhammed'le ülke çapında yapmıs olduğumuz basarılı ça...

