Skip to main content

Ölüm Kapısı Yedinci Kapı 7.Cildi Margaret Weis

Vasu, kapılar ayaklarının altında çarpılarak kapanırken, Abri kentinin kapıları üzerindeki duvarda sessizce ve düĢünceler içinde duruyordu. ġafak vaktiydi ve Labirent'te bu, gecenin
siyahlığının griye dönmesi anlamına geliyordu. Ama bu Ģafak diğerlerinden daha farklıydı.Çoğundan daha ihtiĢamlıydı... ve dehĢet verici. Umutla parlıyor, korkuyla kararıyordu.Bu Ģafak, en amansız düĢmanlarına karĢı korkunç bir savaĢ verdikten sonra, Labirent'in ortasındaki Abri Ģehrini ayakta, muzaffer bulmuĢtu.Bu cenaze ateĢlerinin dumanları ile lekelenmiĢ bir Ģafaktı; hayatta kalanların titrek nefesler aldığı ve yaĢamın daha iyi olabileceği umudunu beslemeye cesaret ettikleri bir Ģafak.Uzaktaki ufkun ürkütücü, kırmızı bir parıltıyla aydınlandığı bir Ģafaktı bu; gittikçeĢiddetlenen, güçlenen kırmızı bir parıltıyla. Kent duvarlarını koruyan Patrynler gözlerini o tuhaf ve doğal olmayan parıltıya çevirdiler, baĢlarını salladılar, ondan alçak, uğursuz seslerle bahsettiler."Ġyiye alamet değil," dediler kasvetle.Karamsar bakıĢ açıları için onları kim suçlayabilirdi? Vasu değil. Kesinlikle Vasu değil, o neler olup bittiğini biliyordu. Kısa süre sonra onlara söylemek, bu Ģafağın sevincini yoketmek zorunda kalacaktı."O parıltı, savaĢın ateĢi," diyecekti halkına. "Son Kapı'nın kontrolü üzerine bir savaĢ veriliyor.Bize saldıran ejder-yılanlar, sizin düĢündüğünüz gibi yenilmedi.



Popular posts from this blog

OĞUZ SAYGIN HAFIZA TEKNIKLERI ILE BEYIN GÜCÜNÜ GELIŞTIRME

Öğrencilik yıllarımdan beri, içimde çok büyük kaynakların olduğuna inanıyordum. Ancak, geçen uzun yıllar boyunca bu kaynaklara ulasmanın yollarını bulamamıstım.Hafıza eğitimi ile tanıstığımda, aradığım kaynaklara giden aracı bulduğumu hissettim. Hafıza eğitiminde sağlamıs olduğum hızlı ilerleme, kendime olan özgüvenimi inanılmaz derecede artırdı. Her geçen gün, içimdeki büyük kaynaklara ulastığımı hissediyor ve çalısmalarımı daha da hızlandırıyordum. Bu çalısmalar sonucunda edindiğim bilgileri insanlara seminerler yoluyla aktarmaya basladım. Đstanbul'da ve Anadolu'nun birçok kentinde verdiğim sayısız seminerler sonunda hafıza eğitimi ile ilgili bir CD çıkarmaya karar verdim. Bu CD ülke çapında büyük bir ilgi gördü.Bir hafıza seminerim sırasında tanıstığım Ahmed Cemil Bey veiki oğlu Abdullah ve Muhammed'in hafıza eğitimi ile ilgiliçoközel çalısmalar yapmaları ve bu ise gönül vermeleri beni çok etkiledi. Abdullah ve Muhammed'le ülke çapında yapmıs olduğumuz basarılı ça...

NLP Değişim için Beyninizi Kullanın - Richard Bandler

Dünyaya gelmeni annen ve baban istediler. Bu onların işiydi.Ama yaşamak senin işindir. Sana pek çok şey öğreteceğiz ama yaşamayı öğrenmeyi sana bırakacağız. Onu tek başına öğreneceksin. Bu kitabı sana yazılmış mektuplar olarak oku. Şimdi değil, ilerde okuyacaksın, henüz beş yasındasın ama 2000 yılında on dört yaşında olacaksın.Okuduğun zaman belki kendi hayatını bulacaksın, belki o zamanlar nelerle uğraşmışlar diyeceksin. Ama bir zamanlar birinin senin hayatını düşündüğünü, senin geleceğini düşündüğünü anlayacaksın. Bu da o birine yetecektir. Hep ne güzel, yaşıyorum diyebilmeni diliyorum. Sevgim hep bütün insanların olacak... ÜCRETSİZ iNDİR BEKLEMEDEN İNDİR

Köprü - Ayse Kulin

Elmas da sargılı kollarını bebeğe uzatmıştı. Canını yakmaktan korkarak usulca bırakmıştı Bayram, oğlunu Elmas'ın kucağına. Şimdi burun burunaydılar Elmas'la Öksüz. Bir dişi hayvanla yavrusu gibi koklaşıyor, burunlarını birbirine sürütüyor, birbirlerinin boynuna gömülüyor ve tuhaf mırıltılar çıkartıyorlardı. Bebenin küçük elleri, Elmas'ın saçlarında, Elmas'ın dudakları bebenin yüzünde dolaşıyordu. Elmas, ne diğer hastaları ziyaret edenlerden ne de Bayram'dan hiç utanmadan, hiç gocunmadan, memesini çıkarıp bebenin ağzına vermişti. Bebek mutlu bir kedi yavrusu gibi guruldayarak şapır şupur emiyordu süt akıtmayan, kuru memeyi. Kadınla çocuk birbirleriyle iç içe geçmiş, tek vücut olmuş gibiydiler. Köprü... Olağanüstü bir bürokratın, otuz yıl bekledikten sonra kavuşulan bir köprünün ve doğunun töreye teslim olmuş insanların öyküsü. Ayşe Kulin'in kaleminden. (Tanıtım Bülteninden)