Muhal farz... Dünyada mevcut ne kadar insan varsa inkâra sapsa... Hayvanlar, nebatlar, cematlar da dile gelse ve bunlar da aynı inkâr sesini bestelese... Fezanın dibi ölçülse ve dibinin dibindeki dipten ilerisinin de tasavvuru kabil olmayan hesabı verilse... Her madde ve her hâdise, vücut hikmetini, “niçin”ini, “nasıl”ını ve “neden”ini mutlak bir anlatısla anlatsa ve bütün bunlar inkârı gerçeklestirmek için olsa... Muhal farz dedim ya; aslında onun emriyle var olan yokluk, var olan varlık gibi dile ve harekete gelse de kendisiyle beraber varlık adına tek sey, tek ümit, tek vücud bırakmasa...Ölüme çare bulsalar, yıldızları bozuk para diye harcasalar, günesi idare lâmbası gibi kullansalar, mesafeleri dondurup yekpâre bir elmas halinde hâkimiyet tacına oturtsalar ve bu tacı benim basıma geçirseler... Dilim, hafızam,
akrabam, vatanım, hatıram, hiçbir seyim kalmasa... Benim, evet bizzat benim ayaklarımdansaçlarıma kadar her zerrem kendi aleyhime dönse ve beni yalanlasa...
![]() |

