Her milletten ve her cinsten mazlumları bir arada topla¬yıcı böyle bir eser, zannımca ilk defa tecrübe ediliyor. Onu bana yazdıran saik, kitabın (Ve...) baslıklı son faslın¬da kekelenmektedir. Öyle bir sâ ki, bu, (Sokrates)ten (Ve...)ye kadar belki her satırdan tütmekte... Evet, bu eserin her satırını buğulayan bir ruh var ki, renk, sekil ve hacim gibi, mücerret mânasiyle, bütün kitaba hâkim... Öyleyse eserdeki«müsah¬hasların çoğu birer bahane; ve her sey, Allanın «Đnsan ki, zalûm ve cehûldür, emaneti kabul etti» fermanına uygun olarak, tarihî zulüm ve mazlumluk dâvasını ve buna en yakısanıgöstermek için... Seçiniz, ayıklayınız, bulunuz ve görünüz! Esere ait bütün kıymet hükümlerini, her türlü değer ölçü¬sünün, bekçisiz ve koruyucusuz, uçup gittiği manevî bir yangın yeri arsasında rüzgâra salıveriyorum. Tesellim surada ki, basıbos ve serseri sanılan bu rüzgâr, kıvılcım ekilecek kalbleri seçmekte ustadır; o kalbler de, seçmekte, ayıklamakta, bul/nakta ve göster¬mekte usta...Tarihî zulüm ve mazlumluk dâvasına büyük bir giris diye kabul edebileceğiniz bu eserin, aynı çapta bir de çıkıs noktası ol¬malıydı. Belki bir gün o da olur. Ama bazı zaman ve mekânlarda öyle sokaklar görülmüstür ki, girseniz de, tam içine dalacağınız evin önüne gelince geriye dönmek zorunda kalırsınız. Ve maz¬lum, bahsettikleriniz midir, siz misiniz, eseriniz mi, ayırt-ede-mezsiniz. Ne yapalım; rüzgâr meselesi...Bizim, bazen, belki de hep, göğsümüze doğru esen rüzgârın, bir gün ense kökümüzün bir karıs altından iteceği ümi¬dini hiç kaybetmedim; ve bu ümitle her çileye katlandım, didin¬dim, çabaladım, yasadım. Can gidebilir, fakat bu ümit gitmez. Bu ümit, Mevlâ neylerse güzel eylediğini bilenler içindir. Allah yolunun gerçek mazlumlarına selâm olsun!..
N.F.K /1966

