Bu eser, sadece Yeniçeriyi anlatmak için yazılmıs değildir. Bu eser, en fakir bedahet duygusunun
bile kestirebileceği sekilde, tarihimizdeki Yeniçeri rezalet ve fecaatlerinin satıh üstü hikâyesi olarak
kaleme alınmıs bulunmaktan uzaktır. Bu eser, dünyada ilk teskilâtlı, meslekî orduyu temsil eden Yeniçerilerin ise nereden baslayıp isi nerede bitirdiğini göstermek ve bunun ruhî ve içtimaî müessirlerini çerçevelemek gayesiyle yazıldı. Bu müessir, Đman ve Đslâm nurunun gönüllerde sararıp solması, Đman ve islâm vecd ve askının uçup gitmesi, Đman ve Đslâm ruh ve ahlâkının porsuyup kurumasından ibaret; ve Yeniçeri, bu korkunç tecelliyi göstermekte sadece bir vesile... Bir devirde, kal'anın tepesinde, basını kestiği prensin mızrak ucunda kafasını teshir ederek "Đste
verdiği sözü tutmıyan beyin akıbeti!" diye bağıracak ve üzümünü yediği asmaların dibine parasını bırakacak kadar devlet gaye ve ahlâkına bağlı Yeniçeri, daha sonra Halife ve Padisahına hamam oğlanlarına mahsus muameleyi yaparken namütenahi, ulviyetten namütenahi süfliyete düsmekte ve bu halini sadece Đslâm nurunu kaybetmis bulunmaktan almaktadır.Türk'ün bütün millî düsmanlarından beter ve senaat çapında bir tasallutla, öz vatanını isgal altındatutan, sınırların kaçağı ve kendi yurdunun alçağı Yeniçeri, bu millete, hemen her devrin en büyük ibret ve dikkat dersini ihtar etmek mevkiindedir.
N. F. K.

