R.A. Salvatore 1959 yılında Massachusetts'de doğdu. Karısı Diane ve üç çocuğuyla birlikte halen orada yaşıyor.İyi bir sporcu olan Salvatore, Beyzbol ve Halter ile uğraştı. Faal olarak Hokey koçluğu da yaptı.Lise çağlarında yılbaşı hediyesi olarak aldığı J.R.R. Tolkien'in başyapıtı Yüzüklerin Efendisi, bilgisayara
yönelmiş Salvotore'nin yönünü edebiyat ve gazeteciliğe çevirdi. New York Times best-seller listesinden aylarca inmeyen Kara Elf üçlemesinin dışında sayısız romana da imza attı. BAŞLANGİÇ Ne bir yıldız süsler bu ülkeyi bir şairin gizemli parıltısıyla, ne de güneş yaşam dolu ılık ışıklarını gönderir
buralara. Burası Ka-ranlıkaltı'dır; Unutulmuş Diyarlar7in telaşlı yüzeyi altındaki gizli dünya. Burada gökyüzü acımasız bir kayadır. Duvarlar, ölümün, buraya gelme yanılgısına düşecek kadar budala yüzey canlılarının meşale ışığı ile grileşmiş rengini yansıtır. Burası onların dünyası değildir. Burası ışığın dünyası
değildir. Buraya davetsiz gelenlerin çoğu geri dönmezler.
Yüzeydeki evlerinin güvenliğine kaçabilenler ise değişmişlerdir. Gözleri gölgeleri ve karanlığı görmüştür.
Bu, Karanlıkaltı'ndaki kaçınılmaz akıbettir. Kapkaranlık koridorlar döne dolaşa ilerler bu kasvetli diyarda ve irili ufaklı mağaraları birbirine bağlar.Uyuyan bir ejderin dişleri kadar keskin taş yığınları kimi zaman sessiz bir tehditle bekler, bazen de davetsiz misafirlerin yolunu kesmek ister gibi yükselir. Burada derin, felaketi çağrıştıran bir sessizlik hüküm sürer, pusuya yatmış yırtıcı bir hayvanın sükuneti. Yolu Karanlıkaltı'na düşenlere işitme duyularını tamamıyla yitirmediklerini anlatan tek ses uzaklardan yankılanan bir su damlamasıdır. Bu, tıpkı bir yaratığın yürek atışları gibidir. Sessiz kayalardan süzülerek Karanlıkal-tı'nın dondurucu havuzlarına akar. Bu havuzların karanlık ve durgun yüzeylerinin altında neyin olduğu ise bir tahminden öteye gitmez. Hangi sırlar cesurlan, hangi dehşetler budalaları bekler, bunu sadece hayal gücü söyleyebilir... Ta ki sükunet bozulana dek.
yönelmiş Salvotore'nin yönünü edebiyat ve gazeteciliğe çevirdi. New York Times best-seller listesinden aylarca inmeyen Kara Elf üçlemesinin dışında sayısız romana da imza attı. BAŞLANGİÇ Ne bir yıldız süsler bu ülkeyi bir şairin gizemli parıltısıyla, ne de güneş yaşam dolu ılık ışıklarını gönderir
buralara. Burası Ka-ranlıkaltı'dır; Unutulmuş Diyarlar7in telaşlı yüzeyi altındaki gizli dünya. Burada gökyüzü acımasız bir kayadır. Duvarlar, ölümün, buraya gelme yanılgısına düşecek kadar budala yüzey canlılarının meşale ışığı ile grileşmiş rengini yansıtır. Burası onların dünyası değildir. Burası ışığın dünyası
değildir. Buraya davetsiz gelenlerin çoğu geri dönmezler.
Yüzeydeki evlerinin güvenliğine kaçabilenler ise değişmişlerdir. Gözleri gölgeleri ve karanlığı görmüştür.
Bu, Karanlıkaltı'ndaki kaçınılmaz akıbettir. Kapkaranlık koridorlar döne dolaşa ilerler bu kasvetli diyarda ve irili ufaklı mağaraları birbirine bağlar.Uyuyan bir ejderin dişleri kadar keskin taş yığınları kimi zaman sessiz bir tehditle bekler, bazen de davetsiz misafirlerin yolunu kesmek ister gibi yükselir. Burada derin, felaketi çağrıştıran bir sessizlik hüküm sürer, pusuya yatmış yırtıcı bir hayvanın sükuneti. Yolu Karanlıkaltı'na düşenlere işitme duyularını tamamıyla yitirmediklerini anlatan tek ses uzaklardan yankılanan bir su damlamasıdır. Bu, tıpkı bir yaratığın yürek atışları gibidir. Sessiz kayalardan süzülerek Karanlıkal-tı'nın dondurucu havuzlarına akar. Bu havuzların karanlık ve durgun yüzeylerinin altında neyin olduğu ise bir tahminden öteye gitmez. Hangi sırlar cesurlan, hangi dehşetler budalaları bekler, bunu sadece hayal gücü söyleyebilir... Ta ki sükunet bozulana dek.

