Rodel Ituralde askerliğin büyük kısmının beklemek demek olduğunu bilse de beklemekten nefret ederdi. Bir sonraki savaşı, düşmanın harekete geçmesini, hata yapmasını beklemek. Ağaçlar kadar kıpırtısız haîde kış ormanını izliyordu. Zirvesine giden yolu yanlamış olan güneş sıcaklık vermiyordu. Nefesi yüzünün önünde beyaz beyaz puslanıyor, düzgünce kırpılrryş bıyığına ve siyah tilki kürkü astarlı başlığına kırağı düşürüyordu. Miğferi eyer kaşında asılı olduğu için memnundu. Göğüs zırhı soğuğu yakalıyor, ceketinin ve altındaki kat kat yün, ipek ve keten giysilerin içine işlemesine sebep oluyordu. Acar'ın eyeri bile soğuk geliyordu. Sanki beyaz iğdiş at donmuş sütten yapılmıştı. Miğferi de taksa beyni ekşirdi herhalde. Kış Arad Doman'a geç gelmişti, çok geç, ama bütün şiddetiyle gelmişti. Yaz sıcağı sıradışı bir biçimde güze kadar oyalanmış, ancak kış ortasına bir ay kala kaybolmuştu. Uzun yaz kuraklığından canlı kurtulan yapraklar da renk değiştiremeden donmuşlardı ve şimdi, sabah ışığında, tuhaf, buz kaplı zümrütler gibi ışıldıyorlardı.
![]() |

