Ben sahiden Rosie'yim, Ve ben Gerçek Rosie'yim, Bana inansanız iyi olur, Ben çok çok önemliyim...-Maurice Sendak
Kanlı bir yumurta sarısı. Bir çarşafa yayılan yanmış bir delik. Herkesi açmakla tehdit eden öfkeli bir gül. -May Svvenson
GİRİŞ Uğursuz Öpücükler Bir köşeye oturmuş, ciğerlerine havayı çekmeye çalışıyordu. Birkaç dakika önce odada bol hava varken, şimdi hiç kalmamış gibiydi. Sanki çok uzaklardan gelen,«vup vup»a benzeyen hafif bir ses duyuyordu. Ama bu sesi, boğazından geçerek ciğerlerine inen, sonra da tekrar dışarı fışkıran havanın çıkardığını biliyordu. Telaşla, kesik kesik solurken oluyordu böyle. Öyleyken, oturma odasının köşesinde kendini boğuluyormuş gibi hissetmesine çare olmuyordu.Kocası eve geldiği sırada okumakta olduğu karton kaplı kitaptan geride kalan yırtık kâğıtlara dikmişti gözlerini. Ama bütün bunlara pek aldırdığı yoktu. Canınız feci halde yanarken solunum gibi
önemsiz konularla ilgilenemezdiniz. Ya da içinize çektiğiniz havanın aslında hava olmamasına. Can acısı kadını yutmuştu sanki. O kutsal asker kaçağı Yunus'u Sayfa 1
Stephen King - Çılgınlıgın ötesi balinanın yutması gibi. Istırap gövdesinin ortasında bir yerde, derinlerde, zehirli bir şimşek gibi çakıyordu. Bu geceye kadar o yerde büyümekte olan yeni bir şeyin sessiz varlığı vardı. O ana dek böylesine bir acı varolmamıştı. Ya da böyle bir şeyi anımsamıyordu. Hatta on üç yaşında bisikletle dolaşırken bir çukurdan kaçmak için didonu çevirdiği ve kafasını asfalta vurduğunda bile böyle bir acı duymamıştı.
Kanlı bir yumurta sarısı. Bir çarşafa yayılan yanmış bir delik. Herkesi açmakla tehdit eden öfkeli bir gül. -May Svvenson
GİRİŞ Uğursuz Öpücükler Bir köşeye oturmuş, ciğerlerine havayı çekmeye çalışıyordu. Birkaç dakika önce odada bol hava varken, şimdi hiç kalmamış gibiydi. Sanki çok uzaklardan gelen,«vup vup»a benzeyen hafif bir ses duyuyordu. Ama bu sesi, boğazından geçerek ciğerlerine inen, sonra da tekrar dışarı fışkıran havanın çıkardığını biliyordu. Telaşla, kesik kesik solurken oluyordu böyle. Öyleyken, oturma odasının köşesinde kendini boğuluyormuş gibi hissetmesine çare olmuyordu.Kocası eve geldiği sırada okumakta olduğu karton kaplı kitaptan geride kalan yırtık kâğıtlara dikmişti gözlerini. Ama bütün bunlara pek aldırdığı yoktu. Canınız feci halde yanarken solunum gibi
önemsiz konularla ilgilenemezdiniz. Ya da içinize çektiğiniz havanın aslında hava olmamasına. Can acısı kadını yutmuştu sanki. O kutsal asker kaçağı Yunus'u Sayfa 1
Stephen King - Çılgınlıgın ötesi balinanın yutması gibi. Istırap gövdesinin ortasında bir yerde, derinlerde, zehirli bir şimşek gibi çakıyordu. Bu geceye kadar o yerde büyümekte olan yeni bir şeyin sessiz varlığı vardı. O ana dek böylesine bir acı varolmamıştı. Ya da böyle bir şeyi anımsamıyordu. Hatta on üç yaşında bisikletle dolaşırken bir çukurdan kaçmak için didonu çevirdiği ve kafasını asfalta vurduğunda bile böyle bir acı duymamıştı.

