Sam Peebles, daha sonra, «Bütün suç o kahrolasıca akrobattaydı,» diye karar verecekti. «Eğer o herif, uygunsuz bir anda sarhoş olmasaydı, başım da böyle belaya girmezdi.» Sam belki de haklı olarak, acı acı, «Zaten yaşam dipsiz bir uçurumun bir kenarından diğerine doğru tutulan ince ışına benziyor,» diyecekti. «Gözlerimiz bağlı olarak üzerinden geçmemiz gereken bir ışına. Bu kötü tabii. Ama yeteri kadar değil. Çünkü bazan bizi bu ışının üzerinden itiveriyorlar.» Ama bütün bunlar daha sonra olacaktı. Başlangıçta, hatta Kitaplık Polisi'nden
daha da önce, o sarhoş akrobat vardı...Junction kentinde, her ayın son Cuma gecesi, yerel Rotarian Derneği'nde bir
konuşmacı ağırlanırdı. 1990 Martı'nın son Cuma gecesi üyeler, «Curry ve Trembo'nun Yıldızlar Sirki»nde çalışan Muhteşem Akrobat Joe'yu dinleyecek ve böylece hoşça vakit geçireceklerdi. Perşembe günü öğleden sonra saat dördü beş geçe Sam Peebles'in Junction Kenti Emlak ve Sigorta Şirketi'ndeki bürosunda, masanın üzerindeki telefon çaldı. Sam, alıcıyı kaldırdı. Telefona her zaman o cevap verirdi. Ya kendisi, ya da telesekreter. Çünkü Junction Kenti Emlak ve Sigorta Şirketi'nin sahibi ve tek personeliydi.Zengin bir adam değildi. Ama oldukça mutlu bir insan sayılırdı. Herkese, «İlk Mercedes'imi almama daha çok var,» demekten hoşlanırdı. «Ama bir
Ford'um olduğunu söylemeliyim. Arabam hemen hemen yeni sayılır. Kelton Caddesi'ndeki ev de benim.» Ardından da eklerdi. «Ayrıca işim sayesinde bira ve eğlenceden yoksun kalmıyorum.» Aslında üniversiteden beri fazla bira içtiği yoktu. Bu 'eğlence' lafıyla da neyi kastettiğini pek bilmiyordu.
daha da önce, o sarhoş akrobat vardı...Junction kentinde, her ayın son Cuma gecesi, yerel Rotarian Derneği'nde bir
konuşmacı ağırlanırdı. 1990 Martı'nın son Cuma gecesi üyeler, «Curry ve Trembo'nun Yıldızlar Sirki»nde çalışan Muhteşem Akrobat Joe'yu dinleyecek ve böylece hoşça vakit geçireceklerdi. Perşembe günü öğleden sonra saat dördü beş geçe Sam Peebles'in Junction Kenti Emlak ve Sigorta Şirketi'ndeki bürosunda, masanın üzerindeki telefon çaldı. Sam, alıcıyı kaldırdı. Telefona her zaman o cevap verirdi. Ya kendisi, ya da telesekreter. Çünkü Junction Kenti Emlak ve Sigorta Şirketi'nin sahibi ve tek personeliydi.Zengin bir adam değildi. Ama oldukça mutlu bir insan sayılırdı. Herkese, «İlk Mercedes'imi almama daha çok var,» demekten hoşlanırdı. «Ama bir
Ford'um olduğunu söylemeliyim. Arabam hemen hemen yeni sayılır. Kelton Caddesi'ndeki ev de benim.» Ardından da eklerdi. «Ayrıca işim sayesinde bira ve eğlenceden yoksun kalmıyorum.» Aslında üniversiteden beri fazla bira içtiği yoktu. Bu 'eğlence' lafıyla da neyi kastettiğini pek bilmiyordu.

