Bir dal düstü elimden yere, agaç sustu. Bense, sanki yaprak konusan, dal susan agaçla sirnas, yanimda iri gögüslü, küçük burunlu bir düsle sarmas, oturmaktayim. Diyorum ki, Ne güzel, gömleginin üst dügmelerinden birini açik unutman... Ve oradan sütyen kivriminin görünmesi. Diyor ki,Ben bir düs’üm. Pornografiye dönüstürme beni. Benim için fark etmez ama siire ayip olur. Dügmeyi iliklememi istedigin zaman, iliklenmistir artik. Ama bunu niye isteyesin ki. Senin düsünü kim görebilir?..Insan düslerini bile paylasamiyor, yazik. Mor dalgalarindan sual olunma yenilgisine tünemis kirilgan deniz. Kayik tikirtisinin siiri. Ve her anlasilmaz cümlenin içinde var olan ve hep yalan yere edilen yeminler... Kimi neye benzettigini bilmeyen tasvirler..
Sebep ve sonuçlariyla anlatilamayan bir yigin seyin arasinda düs kuran ben...Düsmüsüm, haberim yok. Nerden düstügümün
bilincinde degilim. Kendine teslimiyet bir sarkidan belkide. Ki rast makaminda, bir seylerin küflendigi duygusuna kapilirim hep. Türk Sanat Müzigi engelliyim.Diyorum ki,Seni elledigim için kizmiyorsun ya bana?Diyor ki Ben bir düsüm. Senin. Elleyemezsin. Insan kendi düsünü bile elleyemiyor, yazik.Kiziyorum ki,Bana, düs’üm deyip durma. Zaten düsmüsüm. Biraz gerçek davranamaz misin. Sömürü kadar mesela… Elle tutulur, gözle görülür bir açlik kadar olamaz misin? Görüyorsun zor durumdayim. “Ben düs’üm” süz cümleler konus benimle.
![]() |

