Skip to main content

Robinson Crusoe Daniel Defoe

Dünya üzerinde serüvenleri halka duyurulmaya değecek, yayınlandığında kabul görecek tek bir adam varsa, yayımcıya göre şu an elinizde o adamın öyküsünü tutmaktasınız. Bu adamın yaşadığı olağanüstü şeyleri (yayımcıya göre) şu anda rastlayabileceğiniz hiçbir öyküde bulamazsınız; bu hayat çok nadir
rastlanabilecek bir çeşitlilik göstermektedir. Öykü alçak gönüllülükje, ciddiyetle ve bilge adamların daima başvurduğu dinsel bir yorumla; bu örnekten başkalarının da ders almasını sağlamak, yaşadığımız bütün her şeyde Tann'nın bilgeliğinin izi bulunduğu gerçeğini doğrulayıp yüceltmek ve olayların akışına engel olunmaması gerektiğini göstermek amacıyla anlatılmıştır. Yayıncı bu öykünün gerçek olayları anlattığına inanmaktadır; bu öyküde uydurma gibi görünecek hiçbir şey yoktur. Uydurma olduğu düşünülse bile -bu türden sözler dolanıyor çünkü etrafta- bu, öykünün okuyucuyu eğlendirmesi kadar eğitmesi bakımından da hiçbir şeyi değiştirmeyecektir; yayıncı aynca bu öykünün
yayımlanmasıyla büyük bir hizmet gerçekleştirdiğini ve dünyaya çok büyük bir faydası dokunduğunu düşünmektedir.Daniel Defoe 1632 yılında, York şehrinde iyi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim, ama ailem o bölgeden değildi. Babam Bremenli* bir yabancıydı ve ilk önce Hull'a yerleşmişti. Ticaretten iyi mal mülk edinmiş ve mesleğini bıraktıktan sonra da York'ta yaşamaya başlamıştı. O bölgede saygın bir aile olarak tanınan Robinson ailesinden annemle evlenmiş, bana da bu yüzden Robinson Kreutznaer" adını vermişlerdi. Ama İngiltere'de yabancı sözcükler genelde değiştirilerek kullanıldığı için artık bize Crusoe deniliyor; hatta biz de kendi adımızı öyle söyleyip öyle yazıyoruz ve arkadaşlarım da beni öyle çağırıyor.

Popular posts from this blog

OĞUZ SAYGIN HAFIZA TEKNIKLERI ILE BEYIN GÜCÜNÜ GELIŞTIRME

Öğrencilik yıllarımdan beri, içimde çok büyük kaynakların olduğuna inanıyordum. Ancak, geçen uzun yıllar boyunca bu kaynaklara ulasmanın yollarını bulamamıstım.Hafıza eğitimi ile tanıstığımda, aradığım kaynaklara giden aracı bulduğumu hissettim. Hafıza eğitiminde sağlamıs olduğum hızlı ilerleme, kendime olan özgüvenimi inanılmaz derecede artırdı. Her geçen gün, içimdeki büyük kaynaklara ulastığımı hissediyor ve çalısmalarımı daha da hızlandırıyordum. Bu çalısmalar sonucunda edindiğim bilgileri insanlara seminerler yoluyla aktarmaya basladım. Đstanbul'da ve Anadolu'nun birçok kentinde verdiğim sayısız seminerler sonunda hafıza eğitimi ile ilgili bir CD çıkarmaya karar verdim. Bu CD ülke çapında büyük bir ilgi gördü.Bir hafıza seminerim sırasında tanıstığım Ahmed Cemil Bey veiki oğlu Abdullah ve Muhammed'in hafıza eğitimi ile ilgiliçoközel çalısmalar yapmaları ve bu ise gönül vermeleri beni çok etkiledi. Abdullah ve Muhammed'le ülke çapında yapmıs olduğumuz basarılı ça...

NLP Değişim için Beyninizi Kullanın - Richard Bandler

Dünyaya gelmeni annen ve baban istediler. Bu onların işiydi.Ama yaşamak senin işindir. Sana pek çok şey öğreteceğiz ama yaşamayı öğrenmeyi sana bırakacağız. Onu tek başına öğreneceksin. Bu kitabı sana yazılmış mektuplar olarak oku. Şimdi değil, ilerde okuyacaksın, henüz beş yasındasın ama 2000 yılında on dört yaşında olacaksın.Okuduğun zaman belki kendi hayatını bulacaksın, belki o zamanlar nelerle uğraşmışlar diyeceksin. Ama bir zamanlar birinin senin hayatını düşündüğünü, senin geleceğini düşündüğünü anlayacaksın. Bu da o birine yetecektir. Hep ne güzel, yaşıyorum diyebilmeni diliyorum. Sevgim hep bütün insanların olacak... ÜCRETSİZ iNDİR BEKLEMEDEN İNDİR

Köprü - Ayse Kulin

Elmas da sargılı kollarını bebeğe uzatmıştı. Canını yakmaktan korkarak usulca bırakmıştı Bayram, oğlunu Elmas'ın kucağına. Şimdi burun burunaydılar Elmas'la Öksüz. Bir dişi hayvanla yavrusu gibi koklaşıyor, burunlarını birbirine sürütüyor, birbirlerinin boynuna gömülüyor ve tuhaf mırıltılar çıkartıyorlardı. Bebenin küçük elleri, Elmas'ın saçlarında, Elmas'ın dudakları bebenin yüzünde dolaşıyordu. Elmas, ne diğer hastaları ziyaret edenlerden ne de Bayram'dan hiç utanmadan, hiç gocunmadan, memesini çıkarıp bebenin ağzına vermişti. Bebek mutlu bir kedi yavrusu gibi guruldayarak şapır şupur emiyordu süt akıtmayan, kuru memeyi. Kadınla çocuk birbirleriyle iç içe geçmiş, tek vücut olmuş gibiydiler. Köprü... Olağanüstü bir bürokratın, otuz yıl bekledikten sonra kavuşulan bir köprünün ve doğunun töreye teslim olmuş insanların öyküsü. Ayşe Kulin'in kaleminden. (Tanıtım Bülteninden)