Skip to main content

İsmail Özcan Espri Fikralariyla Ünlüler


Sanatta ve politikada espri ve fıkra, çok az, çok seyrek kitaplastırılan bir konudur. Nedense bu konuya yeterli ölçüde egilme geregi duyulmamıstır. Birçok sanatçı ve politikacının yüzlerce sayfalık biyografilerinde bile, onların büyük çogunlugunun espritüel yanlarına yer verilmesi ihmal edilmistir. Herhalde bu biyografilerin yazarları, ciddi bir esere, ciddi olmayan unsurlar eklemekten kaçındıklarını sanıyorlar. Hâlbuki bir sanatkârı, bir politikacıyı veya herhangi bir ünlüyü, bilinen bir fıkrası, bir nüktesi;hakkında yazılmıs ayrıntılı bir yasam öyküsünden daha çok anılarda canlandırıyor, dillerde dolastırıyor.Bir ünlüye ait fıkrada kendi inisiyatifi olmayabilir, ama espri muhakkak sahibinin inisiyatifi ile vücut bulur. Espri; bir duyguyu, bir düsünceyi, bir cevabı sakayla, ince bir alayla ifadeye koymaktır. Espri, muhatabı hafifçe ignelemekten hakarete kadar varan dozlarla ortaya konabilir. Bunun sınırlarını, espritüel kisinin pervasızlıgı ile içinde bulunulan ortam ve kosullar belirler.Espri, bir zekâ ürünüdür. Ancak zeki kimseler espri yapabilir. Fırsat çıktıgında bir espri yapamamak zekâ eksikligine
isaret eder.Politikada esprinin ayrı bir yeri vardır. Ünlü bir politikacı, "Yeri geldiginde bir espri patlatamayan kimse politikacı olmamalıdır." diyor. Bu, politikada zekâ kıvraklıgının daha da önemli oldugunun ifadesidir.Bu kitapta gerek tarihten, gerekse zamanımızın sanat ve siyaset çevrelerinden tanınan birçok kimseye ait güzel espriler bulacaksınız.Bu kitap, ünlülerin insanî yanlarını en iyi yansıtan espri ve fıkraları hakkında bir fikir verebilirse bir ölçüde amacına ulasmıs olacaktır.


Popular posts from this blog

OĞUZ SAYGIN HAFIZA TEKNIKLERI ILE BEYIN GÜCÜNÜ GELIŞTIRME

Öğrencilik yıllarımdan beri, içimde çok büyük kaynakların olduğuna inanıyordum. Ancak, geçen uzun yıllar boyunca bu kaynaklara ulasmanın yollarını bulamamıstım.Hafıza eğitimi ile tanıstığımda, aradığım kaynaklara giden aracı bulduğumu hissettim. Hafıza eğitiminde sağlamıs olduğum hızlı ilerleme, kendime olan özgüvenimi inanılmaz derecede artırdı. Her geçen gün, içimdeki büyük kaynaklara ulastığımı hissediyor ve çalısmalarımı daha da hızlandırıyordum. Bu çalısmalar sonucunda edindiğim bilgileri insanlara seminerler yoluyla aktarmaya basladım. Đstanbul'da ve Anadolu'nun birçok kentinde verdiğim sayısız seminerler sonunda hafıza eğitimi ile ilgili bir CD çıkarmaya karar verdim. Bu CD ülke çapında büyük bir ilgi gördü.Bir hafıza seminerim sırasında tanıstığım Ahmed Cemil Bey veiki oğlu Abdullah ve Muhammed'in hafıza eğitimi ile ilgiliçoközel çalısmalar yapmaları ve bu ise gönül vermeleri beni çok etkiledi. Abdullah ve Muhammed'le ülke çapında yapmıs olduğumuz basarılı ça...

NLP Değişim için Beyninizi Kullanın - Richard Bandler

Dünyaya gelmeni annen ve baban istediler. Bu onların işiydi.Ama yaşamak senin işindir. Sana pek çok şey öğreteceğiz ama yaşamayı öğrenmeyi sana bırakacağız. Onu tek başına öğreneceksin. Bu kitabı sana yazılmış mektuplar olarak oku. Şimdi değil, ilerde okuyacaksın, henüz beş yasındasın ama 2000 yılında on dört yaşında olacaksın.Okuduğun zaman belki kendi hayatını bulacaksın, belki o zamanlar nelerle uğraşmışlar diyeceksin. Ama bir zamanlar birinin senin hayatını düşündüğünü, senin geleceğini düşündüğünü anlayacaksın. Bu da o birine yetecektir. Hep ne güzel, yaşıyorum diyebilmeni diliyorum. Sevgim hep bütün insanların olacak... ÜCRETSİZ iNDİR BEKLEMEDEN İNDİR

Köprü - Ayse Kulin

Elmas da sargılı kollarını bebeğe uzatmıştı. Canını yakmaktan korkarak usulca bırakmıştı Bayram, oğlunu Elmas'ın kucağına. Şimdi burun burunaydılar Elmas'la Öksüz. Bir dişi hayvanla yavrusu gibi koklaşıyor, burunlarını birbirine sürütüyor, birbirlerinin boynuna gömülüyor ve tuhaf mırıltılar çıkartıyorlardı. Bebenin küçük elleri, Elmas'ın saçlarında, Elmas'ın dudakları bebenin yüzünde dolaşıyordu. Elmas, ne diğer hastaları ziyaret edenlerden ne de Bayram'dan hiç utanmadan, hiç gocunmadan, memesini çıkarıp bebenin ağzına vermişti. Bebek mutlu bir kedi yavrusu gibi guruldayarak şapır şupur emiyordu süt akıtmayan, kuru memeyi. Kadınla çocuk birbirleriyle iç içe geçmiş, tek vücut olmuş gibiydiler. Köprü... Olağanüstü bir bürokratın, otuz yıl bekledikten sonra kavuşulan bir köprünün ve doğunun töreye teslim olmuş insanların öyküsü. Ayşe Kulin'in kaleminden. (Tanıtım Bülteninden)