Skip to main content

Cemal Eroğlu Dünden Yarına

Kırk beş elli yaşlarında, kısa boylu fazlasıyla açıkgöz, sinirli bir ihtiyardı satıcı. Artık emekliye ayrılması gerekiyordu.Ama o işini seviyordu. Bu işi bırakmaya hiç niyeti yok gibiydi.Üzeri mavi bir çadırla örtülü olan arabasını çok güçlü bir at çekiyordu. Buna rağmen bütün hıncını attan çıkartırmışçasına kamçısını havada sallayarak atın üzerine indirdi. At kamçının sırtına verdiği acıyla hissedince can havliyle daha da hızlandı. Zaten ne yapsa yaranamıyordu bu çirkin ihtiyara.Tepecik köyüne girmek üzereydi mavi çadırlı araba. Son umuduydu bu köy. En azından günün yorgunluğunu unutturacak kadar satış yapmayı bekliyordu.Tepecik köyü, köyün arkasından bulunan küçük bir tepeden almıştı ismini. On beş yirmi haneden oluşan yeşil ve zengin bir köydü. Tepe köyün kuzeydoğusunda bulunuyordu. Tepenin bittiği yerle köyün en kuzeydoğusunun birleştiği yerdeydi Ferhatların evi. Henüz altı yaşında üç kardeşli bir ailenin en büyük çocuğuydu Ferhat, önümüzdeki yıl okula başlayacaktı. Babasının maddi durumu üzerine yansımıştı. Eski bir gömlek, paçaları kesilerek kısaltılmış bir pantolon ve yaz kış ayağından çıkarmadığı koyu renkli bir çizme. Ama onun o güzel kirli yüzü ile bir defa
gülmesi bütün bu dış görünüş safsatasını geride bırakıyordu. Kendisi, anne-babası ve iki küçük kardeşi ile köyün en küçük evinde yaşıyorlardı.Ve Busi; O, Ferhat’ın en sadık dostu. Yaşları hemen hemen aynı, cüssesi ise Ferhat’ın cüssesinden daha iri olmasına rağmen onun her dediğini yerine getiriyordu. Yüzyıllardır atalarının yaptığı o kutsal görevi oda kendine düşenleri yerine getirerek büyük bir hazla devam ettiriyordu. Ferhat her gün köpeği Busi ile birlikte tepeye çıkar, günlerinin yarısını orada geçirirlerdi. Orada kendi hayal ürünü ile taşlardan yaptığı tahtına oturur ve önünde bekleyen köpeğine emrini verirdi.


Popular posts from this blog

OĞUZ SAYGIN HAFIZA TEKNIKLERI ILE BEYIN GÜCÜNÜ GELIŞTIRME

Öğrencilik yıllarımdan beri, içimde çok büyük kaynakların olduğuna inanıyordum. Ancak, geçen uzun yıllar boyunca bu kaynaklara ulasmanın yollarını bulamamıstım.Hafıza eğitimi ile tanıstığımda, aradığım kaynaklara giden aracı bulduğumu hissettim. Hafıza eğitiminde sağlamıs olduğum hızlı ilerleme, kendime olan özgüvenimi inanılmaz derecede artırdı. Her geçen gün, içimdeki büyük kaynaklara ulastığımı hissediyor ve çalısmalarımı daha da hızlandırıyordum. Bu çalısmalar sonucunda edindiğim bilgileri insanlara seminerler yoluyla aktarmaya basladım. Đstanbul'da ve Anadolu'nun birçok kentinde verdiğim sayısız seminerler sonunda hafıza eğitimi ile ilgili bir CD çıkarmaya karar verdim. Bu CD ülke çapında büyük bir ilgi gördü.Bir hafıza seminerim sırasında tanıstığım Ahmed Cemil Bey veiki oğlu Abdullah ve Muhammed'in hafıza eğitimi ile ilgiliçoközel çalısmalar yapmaları ve bu ise gönül vermeleri beni çok etkiledi. Abdullah ve Muhammed'le ülke çapında yapmıs olduğumuz basarılı ça...

NLP Değişim için Beyninizi Kullanın - Richard Bandler

Dünyaya gelmeni annen ve baban istediler. Bu onların işiydi.Ama yaşamak senin işindir. Sana pek çok şey öğreteceğiz ama yaşamayı öğrenmeyi sana bırakacağız. Onu tek başına öğreneceksin. Bu kitabı sana yazılmış mektuplar olarak oku. Şimdi değil, ilerde okuyacaksın, henüz beş yasındasın ama 2000 yılında on dört yaşında olacaksın.Okuduğun zaman belki kendi hayatını bulacaksın, belki o zamanlar nelerle uğraşmışlar diyeceksin. Ama bir zamanlar birinin senin hayatını düşündüğünü, senin geleceğini düşündüğünü anlayacaksın. Bu da o birine yetecektir. Hep ne güzel, yaşıyorum diyebilmeni diliyorum. Sevgim hep bütün insanların olacak... ÜCRETSİZ iNDİR BEKLEMEDEN İNDİR

Köprü - Ayse Kulin

Elmas da sargılı kollarını bebeğe uzatmıştı. Canını yakmaktan korkarak usulca bırakmıştı Bayram, oğlunu Elmas'ın kucağına. Şimdi burun burunaydılar Elmas'la Öksüz. Bir dişi hayvanla yavrusu gibi koklaşıyor, burunlarını birbirine sürütüyor, birbirlerinin boynuna gömülüyor ve tuhaf mırıltılar çıkartıyorlardı. Bebenin küçük elleri, Elmas'ın saçlarında, Elmas'ın dudakları bebenin yüzünde dolaşıyordu. Elmas, ne diğer hastaları ziyaret edenlerden ne de Bayram'dan hiç utanmadan, hiç gocunmadan, memesini çıkarıp bebenin ağzına vermişti. Bebek mutlu bir kedi yavrusu gibi guruldayarak şapır şupur emiyordu süt akıtmayan, kuru memeyi. Kadınla çocuk birbirleriyle iç içe geçmiş, tek vücut olmuş gibiydiler. Köprü... Olağanüstü bir bürokratın, otuz yıl bekledikten sonra kavuşulan bir köprünün ve doğunun töreye teslim olmuş insanların öyküsü. Ayşe Kulin'in kaleminden. (Tanıtım Bülteninden)