Sherlock Holmes, elindeki gazeteyi katladı; oturduğu genis koltuğun hemen yanındaki etajerin üstüne bıraktı. Söminedeki odunlar hafif bir çıtırtı ile yanıyor, odaya tatlı bir sıcaklık yayılıyordu. Sherlock Holmes'in bakısları, bir an için. alevlerin kıvrak hareketlerine daldı. Sonra, yavas yavas onlardan ayrılarak, pencerenin önünde durup dısarısını seyreden arkadası Doktor Watson'a doğru çevrildi.
- Watson, diye seslendi. Orada durmaktan bıkmadın mı? Su son günlerde karsılastığımız güçlüklerden epeyce yorulduk. Suradan iki pipo al da gel otur.Söminenin karsısında birer tane daha tüttürelim. Sonra, yataklarımıza gider yatarız. Bu kadar yorulduktan sonra bir gecelik rahat bir uyku ikimiz için de faydalı olur sanırım.Doktor Watson pencereinin önünden ayrıldı. Ufak bir dolapta sıralanan çesitli pipolardan iki tane seçerek, doldurdu. Bunlardan birini Hol mes'e uzatırken,Sherlock Holmes'in bir el isareti üzerine, olduğu yerde durdu.- Telefon çalıyor galiba, Watson! Dısarıdan gelen sese kulak veren Doktor Watson- Evet; bana da öyle geliyor, dedi.
Hafif bir zil sesi duyar gibiyim. Ama siz telefonu kestirtmemis miydiniz? Sherlock Holmes'in dudaklarında hafif bir gülümseme belirdi. - Doğru hatırlıyorsun! Azizim Watson!... Fazla meraklılardan, münasebetsizlerden kurtulmak için böyle birsey yaptım. Fakat, önemli bir durum karsısında beni arayabilmeleri için yalnız dostlarımın bildiği bir baska telefonumun daha bulunduğunu unuttun galiba!
![]() |

