Skip to main content

Posts

Düello - Anton Çehov

Sabahın saat sekiziydi; subayların, memurların, yabancı-larjn sıcak ve boğucubir geceden sonra âdet. -üzere denizde banyo ederek kahvelerini, çaylarını içmekiçin gazinolara girdikleri saatti.Başında Maliye Nezaretinin kasketi, ayakları terîikli, 28 yaşında zayii, sarışınbir genç olan İvan Andreyiç Layevski denize girmeğe geldiği zaman sahilde birçoktanıdıklarına, bunlar arasında da dostu askerî doktor Samoylenko'ya ras-lamıştı.iri ve saçları dibinden kesilmiş kısa boylu, kırmızı yüzlü, büyücek burunlu,gür, siyah saçlı, kırçıl favorili, şişman, gebeş, üstelik de kısık, çatlak sesliSamoylenko her yeni gelene tatsız bir burbon (1) ve yaygaracı intibaı verir, amailk tanışıklığın üstünden iki, üç gün geçince yüzü fevkalâde iyi.sevimli,hatta güzel görünmeğe başlardı.lîantallığına, sesinin tonundaki kabalığa rağmen yumuşak, sonderece iyi, temiz kalbli, iyilik etmeği sever bir adamdı. Şehirde herkesle senli benliydi: herkesödünç para verir, herkesi tedavi eder, evlendirir, barıştırır, k...

Antoine B. Daniel - İnka Serisi

Annesine sıkı sıkıya sarılmıs uyuyan Anamaya, ansızın uyandı. Kulübenin çatısına inenyağmuru dinledi. Henüz geceydi, tropikal ormanlara özgü derin ve koyu bir gece. Yağmur bosanıyordu. Sağır ediciydi. Baska hiçbir ses isimlemiyordu; ne kirislerin gıcırtısı, ne de ormanda her zaman duyulan maymunların, yırtıcıların haykırısları.Sazlardan yapılmıs kerevette dönüp annesinin elini aradı. Uykusunun neden kaçtığını anlayamıyordu. Gözlerini açacak olsa, çatının kirisleri yılanlara, su küpleri de yüzlerini burusturmus canavarlara dönüsüyordu. Kapatsa, bu kez de yağmurun gürültüsü katlanılmaz oluyordu. Tas gibi ağır damlalar, palmiye yapraklarından yapılmıs kalın çatı örtüsünü delip geçiyor gelip göğsüne saplanıyordu sanki.Nedensiz bir korku duydu. Yüreğinde bir keder, düslerde olduğu gibi, insanın üzerine çöken bir ağırlık, yoğun, anlasılmaz bir sıkıntı vardı... Titreyerek dizlerini büktü. Annesine yaslanıp büzüldü, için için ağladı.. Dudaklarının arasından,...

Montalbano ile Bir Ay Andrea Camilleri

Annibale Verruso, karısının onu boynuzladığını öğrendi ve şimdi onu öldürtmek istiyor. Eğer bu isteğini gerçekleştirirse sorumluluk sizindir! Büyük harflerle, siyah bir tükenmez kalemle yazılmış mektup Montelusa'dan Vigata Emniyet Müdürlüğü Komiserliğine yollanmıştı. Posta dağıtımından sorumlu Müfettiş Fazio, mektubu okuduktan sonra hemen amiri komiser Salvo Montalbano'ya teslim etmişti. O sabah Montalbano'nun lodos estiği için keyfi hiç yoktu, suratından düşen bin parçaydı, hem kendinden hem de tüm evrenden nefret ediyor gibiydi.Kim bu Verruso denilen adam?" "Bilmiyorum, doktor1.Öğrenmeye çalış, sonra da gelip bana bilgi ver.Yaklaşık iki saat sonra Fazio yeniden Montalbano'nun karşısında idi, onun az önceki kısa ve öz sorusunu yanıtlamaya başladı: "Filomena ve Carlo Castelli'nin oğlu Annibale Verruso, 3 Haziran I960'da Montaperto'da doğmuş, Montelusa Toprak Ofisi'nde memur olarak çalışıyor ancak Vigata'da Alcide De Gasperi Sokak,...

Alphonse Daudet Değirmenimden Mektuplar

Pampérigouste'ta oturan noter Honorat Grapazi'nin önünde, Vivette Cornille'in kocası ve Cigalières'de çiftçilikle uğraşıp yine aynı yerde oturan Bay Gaspard Mitifio, İşbu satış senedi gereğince, Paris'te oturan ve şu anda burada bulunan şair Bay Alphonse Daudet'ye Rhöne koyağında, Provence'ın göbeğinde, yemyeşil çam ve meşe ağaçlarıyla kaplı bir yamaç üzerinde bulunan bir un ve yel değirmenini, bütün hukuksal ve fiili güvenceleri altında ve her tür borç, ayrıcalık ve tutudan uzak olarak sattığını ve teslim eylediğini ve kanatlarının ucuna değin çıkan yabanıl asma, yosun, biberiye ve öteki asalak bitkilerden de anlaşılacağı üzere, sözü geçen değirmenin yirmi yılı aşkın bir zamandan beri bırakılmış ve öğütme özelliğinden tümüyle yoksun bulunduğunu, Buna karşın Bay Alphonse Daudet'nin sözü geçen değirmeni, kırık bulunan büyük çarkı ve tuğlaları arasından ot biten düzlüğüyle, olduğu ve bulunduğu gibi isteğine ve şairlik çalışmasına uygun olduğunu belirt...

ALEV ALATLI SCHORDINGER IN KEDISI

Üç gündür hiç durmadan yağan yağmur, kafilenin Külli-ye'nin güney kapısında belirmesiyle birlikte tipiye dönüstü. Rüzgâr yön değistirdi, karsılarına geçti, eğildi, yıldızdan, yere paralel olarak esmeye, fırlattığı buz tanecikleri yeni gelenlerin bacaklannı dalamaya basladı. Onları avlunun kubbeli revaklan-nın altına sığınmıs seyreden Mağdurlar, Taliplerin saskınlıklarını utangaç gülücüklerle karsıladılar.Bunlar da pek gençmisler, ayol!" dedi birisi. Bir baskası, "iki yüz kadar varlar mı?" diye sordu. "Daha fazlar "Yok, canım! Yüz elli ancak var!" "Eh, buna da sükür!Kafile lideri Helsinkili Ingrid'in, "Bir zamanlar îkinci Beyazıt Külliyesi olarak da bilinen Adrianople Islahhanesi" diye baslayan standart tanıtım konusmasına kadar oyalandılar. Yüreklerini dolduran duygudaslık, hüzün ve o garip nafilelik hissi bas» edilemez olunca, baslarını eğdiler, medresenin doğu kanadında kendilerine tahsis edilmis sivri besik tonozlu hücrelerine ...

Aleksandr Ostrovski Bu Hesapta Yoktu

Moskova'daki "Maly Theatre" (Küçük Tiyatro) "Ostrovski'nin Evi" diye bilinir.Aleksandr Nikolayeviç Ostrovki (1823-1886) on dokuzuncu yüzyılın ortalarında Rus tiyatrosuna damgasını vuran adamdır. Bugün hâlâ ülkesindeki tiyatroların dağarında yer almakla kalmaz; sınırları çoktan aşan oyunları tiyatro dünyasının başkentlerinde tekrar tekrar oynanır.Babası Nikolai Fedoroviç ünlü, varlıklı bir avukattı. Aleksandr'ın annesi ölünce genç, güzel, zengin barones Emilia Andreyevna von Tessin'le evlendi. Mülküne mülk, parasına para kattı. İsveç asıllı barones kendi çocuklarından başka üvey oğlu Aleksandr'ın da eğitimiyle ilgilenmiş, onun yabancı diller ve müzikteki yeteneğine hayran olmuştu. Güzel bir tenor sesi olan delikanlı notaları da yazılar kadar severek okuyup yazıyordu. Aleksandr, "gimnasium"u birincilikle bitirdikten sonra babasının ısrarıyla hukuk eğitimi gördü. İlk önemli oyunu "İflas Bayrağı"nı yazıncaya kadar mahkemelerde ...

Albert Champdor Mısır'ın Ölüler Kitabı

Eski Mısır medeniyetine merakı olmayan, en azından hayatının bir sürecinde ilgisini çekmeyen sanırım yoktur. Benzer bir dönemimde edindiğim, ilgimi çekenlerden birisidir bu kitap. British Museum’da ki Ani, Hunefer ve Anhai papiruslarına göre kaleme alınan bu kitap, bire bir Ölüler Kitabı çevirisinden ziyade, bu papirüslerle elde edilen Eski Mısır ve Ölüler Kitabı hakkında bilgiler vermektedir. Dolayısı ile, aman ölüleri uyandırırım gibi bir korkuya kapılmanız yersizdir, gönülrahatlığı ile okuyabilirsiniz. Sekiz bab’dan oluşan ancak oldukca ince (113 sayfa) olan kitapta, Keops ve Sakkara öncesi dönemlerle ilgili, Mısır Medeniyetinin geneli, yaşayışları, inanışları gibi konularda bilgiler verilmekte, bazı papirüslerden fotoğraflar ve çizimler bulunmaktadır. Papirüslerden bire bir tercümelerin sunulduğu kısımlarda ise Mısır Medeniyetine ilgi duyanlar açısından gerçekten enteresan ve detay bilgiler mevcuttur. Elimde bulunan Kasım 1999 tarihli 3. basım saman kağıdadır. Sonrasında güncelle...